Kierkegaard'a göre Hegelcilik, varoluşun en rafine ifadesinin kavramsal düşüncede bulunabileceğini iddia ediyordu; bu ise, varoluşun en kendine has özelliğini ıskalamak, varoluşu sadece düşünceye hapsetmek ve ona müthiş bir haksızlık ederek hayli dar bir perspektiften yaklaşmak anlamına geliyordu.
Yalnızca Martin Eden ve John Barleycorn' u okuyarak Jack London'ı anlayabileceğimizi hiç sanmıyorum. Onlar yanlızca yaşamından kesitler olduğundan dolayı kısım kısım görebiliyoruz. Ama İş Bankası ve Kültür Yayınları'nın bu harika başarısı Jack London'ı olduğu gibi gözler önüne seriyor. Sıkça şaşırtılarla karşılaşmak oldukça mümkün. Çünkü okuduğumuz kitaplara göre kafamızda belirlemiş olduğumuz şekille uyum sağlamayan onlarca şeyle karşı karşıya kalmak gibi bir durum söz konusu. İş Bankası ve Kültür Yayınları'na teşekkürlerimi sunuyor, çok değerli London'ı saygıyla anıyorum.
Jack'te, tartıştığım çoğu sosyalistteki garazdan eser yoktu. Jack her şeyden önce bir sanatçıydı; özgürlüğe soluduğu hava gibi muhtaç olan, özgür bir ruhtu o.
Sayfa 257 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu