Kimi adam vardır ki sabahtan akşama kadar oturur, düşünür. Onun bir hazine-i efkârı vardır, yani fikir cihetinden zengindir; kimi adam da vardır ki sabahtan akşama kadar ayak üstü çalışır, mesela bir rençper, fakat yaptığı iş dört tuğlayı üstüste koymaktan ibarettir. Evvelki insan tembel görünür velakin çalışkandır, diğer insan çalışkan görünür velakin yaptığı iş sudandır. Zira birisi maneviyat ile zihin gayretiyle yapılan iştir; öbürü vücut ile bedenle yapılan iştir. Maneviyat daima daha âlidir, vücut sefildir. Yapılan işlerin farkı da bundandır.
Adaletli insan kendindeki her kısmın kendine yabancı işler görmesine, ruhundaki kısımların birbirinin işini yüklenmesine müsaade etmez, aksine, kelimenin gerçek anlamı ile kendi evini pek güzel düzene koyar, kendi kendine hâkim olur, bir nizam kurar, kendi kendine dost olur, tıpkı musikideki pes, tiz, orta ve aradaki bütün öteki perdelerin ahengi gibi, kendindeki üç kısmı ahenkleştirir, bunları birbirine bağlar.