Olup dil büte gibi tâb-ı hicrân ile germ-ülfet
Temennâ-yı visâl-i yâr-i sîmin-berden el çekdük
Gönül, pota gibi ayrılık hararetiyle samimi bir dost olunca, gümüş göğüslü sevgilinin vuslatını dilemekten vazgeçtik.
Yine hâb-âlûde ancak çeşm-i hun-hârun senün
Kankı bezmi itdi rûşen şem'-i ruhsârun senün
Senin kan içici gözün yine uyukulu ki, (acaba) yanağının mumu hangi meclisi aydınlattı?