Şu yaşadığımız dönemde dâhi insanlığımız yitip gitmiş durumda. Bu kitabı okumamın tek sebebi sosyal medya da çok fazla karşıma çıkması. Alıntılarını da çok beğendiğim için başlamıştım. Bir hevesti. Tam konuya dair hiç bir fikrim yoktu. İlk Japon edebiyatına girişim bu kitapla olmuştu.
Karakterin hatırladığım kadarıyla adı Yozo' ydu takma adı da Soytarı. Karakterin yaptığı yanlışlar ve kendince olan doğrular sürekli bir çatışma halindeydi. Karakter hayattan bıkmış bir vaziyetteydi. Yardım eden kimse yoktu. Karakter bu bakış açısındaydı. Gerçekler her zaman acıydı. Yozo yaptığı yanlışlarda başka düşüncelerin nedenlerin arkasına sığındı. Toplumsal yabancılaşmanın içindeydi ama bir o kadar dışında. İnsanları güldürmek için uğraşıyordu kabul görmeye çalışıyordu ama kendi içinde bir çatışmadaydı.
Ayrıca sanat okulunda geçirdiği yıllar da onu yıkıma sürüklemişti. Bağımlılıklar, borçlar onun insanlığını içten içe kemiren diğer unsurlardandı.
Yozo yalnızdı. Bence her zaman yalnız olmayı da o istedi. Karakteri yumuşatmak gerçeğe mil çekmektir. Evet insanlarla kaynaşmayı denedi hatta evlendi de, galiba, ama çevresinde tanıdığı insanlar ne kadar doğruydu? İşte bu durumu anlayamadı. Bizde anlayamayız. Çünkü insanoğluyuz ve insanoğlu nankördür.
Yozo da kitabın adında olduğu gibi bir zamanlar insandı ve o da nankördü.