Yıldırım Aşaroğlu

Yıldırım Aşaroğlu
46 okur puanı
Mayıs 2023 tarihinde katıldı
Kaçıncı kopyayım?
Öyle ya hepimiz hiç tanımadığımız kimi insanların berbat bir kopyasıyız; şu anda sevdiğimiz kişilerin yanına yaklaşmayan ya da onları es geçen ya da eğer duruyorsa bile zaman içinde bunu yapmaktan yorulan, geride iz bırakmadan toz olup giden, ya da ardında sadece kaçıp giden ayakların toz zerreciklerini bırakan insanların ya da ölüp giderek, sevdiklerimizde ölümcül yaralar açan, en nihayet kapanıp iyileşmiş kimi yaralar açanların kopyasıyız…
Sayfa 103·Kitabı okudu
Gülbahar Aygün isimli okura yanıt verildi
Yıldırım Aşaroğlu
Sende bu intibahı yaratmak bile kafi!🍁
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
kavun kokulu gece
ölüşümün haberi gelmiş size haftalar sonrasında yollara düşüşümün nasıl mı olmuş... kıymışım şu fidancık yaşımda kendi canıma nasıl beklenmedik olmuş sizin için, ah... bildiğiniz kadarıyla pek yaşam doluymuşum oysa bunu yapacak biri de değilmişim dışarıdan bakınca... ne kadarını bildik ki hep en dışarıdan bakmakla yetinmedik mi zaten biz dememiş, iki çift laf etmemişsiniz birbirinizin suratına bense hep suçluymuşum kadınlığım ve ölmüşlüğümden görememiş miyim nasıl da yaşanası olduğunu önümüze serili duran şu hayatın, nasıl mümkünmüş bu... en iyisini bilirmişsiniz hep olduğu gibi elbette, elbette yaşanasıymış hayat ve elbette suçluymuşum ölümümden, en az yaşamımdan olduğum kadar... ölüm dediğin kendiliğinden olmalıymış, böylesi rezil ve aşağılıkmış hepinizce... açıkça söylemeseniz de utanılasıymışım, yüz kızartan. ha sahi aklınıza gelmişken, yaşarken de böyleymişim biraz zaten, sağı solu belli olmayan, tuhaf biri... haylaz ve uçarı, dingin ve yorgun bazen... tüm bu süratli değişimin içinde kayıpça savrulup giden,,, ama tüm bunlara rağmen öfkeli ve hüzünlüymüşsünüz gidişimden yine de,,, bense bakakalmışım gidişimden önceki o ağrılı gecede sokak lambalarına ölümümü kurgularcasına uzun uzun düşünmüşüm ışığı seyrederek, düşünür gibi yapmışım belki de ama siz bir an bile düşmemişsiniz aklıma, ne yazık elbette ben de sizinkine düşmemişim, niye kandırıyorsunuz kendinizi... bir de nasıl dalgınmışım komşulardan birinin söyleyişine göre, vah vah... bilselermiş böyle mi olurmuş... evimde ölmek istemişim, artık var olmayan ve boyuna yıkılmış güzel harabelerimde duygulanmışsınız buna, hep böyle ince biriymişim biraz da ben yine de öfkeliymişsiniz hâlâ aynı masalları okumuş
Yıldırım Aşaroğlu isimli okura yanıt verildi
Yıldırım Aşaroğlu
Bazen çıkarmak, bazense yarısını atmak olabilir. Buna siz karar verirsiniz. Bazen sevdiğimiz dizelerden vazgeçmemiz gerekir, bütünün güzelliği için.
kavun kokulu gece
ölüşümün haberi gelmiş size haftalar sonrasında yollara düşüşümün nasıl mı olmuş... kıymışım şu fidancık yaşımda kendi canıma nasıl beklenmedik olmuş sizin için, ah... bildiğiniz kadarıyla pek yaşam doluymuşum oysa bunu yapacak biri de değilmişim dışarıdan bakınca... ne kadarını bildik ki hep en dışarıdan bakmakla yetinmedik mi zaten biz dememiş, iki çift laf etmemişsiniz birbirinizin suratına bense hep suçluymuşum kadınlığım ve ölmüşlüğümden görememiş miyim nasıl da yaşanası olduğunu önümüze serili duran şu hayatın, nasıl mümkünmüş bu... en iyisini bilirmişsiniz hep olduğu gibi elbette, elbette yaşanasıymış hayat ve elbette suçluymuşum ölümümden, en az yaşamımdan olduğum kadar... ölüm dediğin kendiliğinden olmalıymış, böylesi rezil ve aşağılıkmış hepinizce... açıkça söylemeseniz de utanılasıymışım, yüz kızartan. ha sahi aklınıza gelmişken, yaşarken de böyleymişim biraz zaten, sağı solu belli olmayan, tuhaf biri... haylaz ve uçarı, dingin ve yorgun bazen... tüm bu süratli değişimin içinde kayıpça savrulup giden,,, ama tüm bunlara rağmen öfkeli ve hüzünlüymüşsünüz gidişimden yine de,,, bense bakakalmışım gidişimden önceki o ağrılı gecede sokak lambalarına ölümümü kurgularcasına uzun uzun düşünmüşüm ışığı seyrederek, düşünür gibi yapmışım belki de ama siz bir an bile düşmemişsiniz aklıma, ne yazık elbette ben de sizinkine düşmemişim, niye kandırıyorsunuz kendinizi... bir de nasıl dalgınmışım komşulardan birinin söyleyişine göre, vah vah... bilselermiş böyle mi olurmuş... evimde ölmek istemişim, artık var olmayan ve boyuna yıkılmış güzel harabelerimde duygulanmışsınız buna, hep böyle ince biriymişim biraz da ben yine de öfkeliymişsiniz hâlâ aynı masalları okumuş
Yıldırım Aşaroğlu
Şiirin teması güzel. En azından hesap soran ölümünüz iyi bir fikir. Ve kavun ile bağdaştırmanız da iyi. Lakin kırpmanız gerek. Ve biraz daha anafor gerekiyor. Belki başka türlü bir metaforlama. Elinize sağlık.
Tatil başı
Birisinin bir daha hiç gelmeyecek olması, bir şey söylemeyecek olması, asla tek bir adım atmayacak olması, ne yakınımıza ne uzağımıza doğru- bize bakmayacak, gözlerini başka yöne çevirmeyecek olması… Kim bilir buna nasıl dayanıp sonrasında bunu atlatıyoruz? Gel zaman git zaman nasıl olup da unutuyoruz, sessizliğe gömülen onlardan nasıl uzaklaşıyoruz, bilmiyorum.
Sayfa 9·Kitabı okudu
Candan Keneş isimli okura yanıt verildi
Yıldırım Aşaroğlu
Kendi deneyimimizin mahpusundayız.
ulusal yazının kendisinin içeriği olması gereken metropolde günlük yaşam ve varlık deneyimi şimdi artık içsel olarak kavranamaz; artık kendi içinde varlığının anlamına, derin nedenine sahip değildir. Sanatsal içerik olarak şimdi bu konuda hep bir şeyleri eksik olacaktır, fakat yalnızca olmayan bileşeni geri koyarak hiçbir zaman geri alınamayan ya da bütün yapılamayan bir özel olma anlamında: yokluğu daha çok başka bir boyutla, esas olarak sahip olmadığı ve hiçbir zaman oluşturulamayan ya da iyi yapılamayan bir aynanın öbür yüzü gibi bir dışla karşılaştırılmalıdır.
Fredric Jameson, Modernizm ve Emperyalizm·Kitabı okudu
Eleştiri
Yıldırım Aşaroğlu
Varlığın nedensizliği ya da kavramamazlığı sadece ulusal yazınla mı ilgili acaba? Yani bu sorun başından beri insanın yanında taşıdığı bir şey gibi geliyor bana. Bunu rasyonel düşünme tarzının ortaya koyamadığı, yaşadığımız post-truht çağının da buna bir çözüm oluşturmadığı aşikar. Sanatın ve hatta insanın da bu eksiklik üzerine bir kurum inşa etme isteği hep yetersiz olacaktır. Kanımca tabii.