"İçgüdülerine arkasını dönmüş, tabiatın ortaya koyduğu varsayımları idrak etmez bir kimse, tabiatın yaptığı düzeltmelere itimat etmemelidir. Demek oluyor ki, yenileme işini yapmak vazifesi zekaya düşmektedir. Fakat gözleri körleşen bir kimse, ırkları birbirinden ayıran setleri yıkmakta devam edecektir. En sonunda bir gün içinde bulunduğu topluluk mahvolacaktır. İşte o vakit ortada bir çorbadan başka bir şey görülmeyecektir. Bugün, sözleri kulaklarımızı tahriş eden meşhur ıslahatçıların idealleri budur. Fakat şu bilinmelidir ki, bu şekilsiz karışım, dünyada her türlü idealin ölümünü ifade etmektedir. Belki bu şekilde 'büyük bir sürü' meydana getirebilir. Böylece bu çorba sayesinde sürü hayatına düşkün bir hayvan imal olunabilir. Fakat bu karışımdan, hiçbir zaman, medeniyet yapıcı saf bir kimse çıkmayacaktır. İşte o zaman beşeriyetin vazifesinde kusur etmiş olduğunu hükmedilebilir."