Hatice Onuk Çetin

Ye , iç, sev .. “‘İç’ yok ama ‘Dua et’ var. Yani keyfine bak, yanlışı görme , sesini çıkarma , kimseyi umursama , sana ne , bırak devran dönsün , sonra vicdan azabı duymamak için de işi Tanrı’ya yükle. Çünkü iyi de kötü de ondan gelir. Kul zaten kusurludur. Bir yanlış yaptıysak da muhakkak bir sebebi vardır . Bu dünyada olmasa da öteki dünyada hak yerini bulur.’
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Demiri nasıl tavında dövmek gerekiyorsa , çekiç darbelerini nasıl soğutmadan indirmek gerekiyorsa , her kelimeyi de öyle tam zamanında söylemek gerekiyordu. O anı geçirince söz soğuyor , katılaşıyor, insanın yüreğine taş gibi oturuyor ve bu ağırlığı kaldırıp atmak hiç de kolay olmuyordu.
Bir kötü insana baktığın zaman pislikten başka bir şey görmezsin. Onlar öteki insanlara baktığı zaman kötüden başka bir şey görmezler . Ağaca baktıkları zaman kereste ve çıkardan başka bir şey görmezler , hiçbir zaman güzellik görmezler. İşte onlar yürüyen ölü insanlardır .
Çünkü iyi bir şeyle karşılaştığın zaman , yapman gereken ilk şey bulabildiğin insanla onu paylaşmaktır ; bu şekilde iyilik öyle bir yayılır ki nereye gittiğini bilemezsiniz . Ki bu da doğrudur .
Kulları küçümseyen onların mâlikinin büyüklüğünün farkında olmayan kişidir .