Ömer Öztürk

Puan vermedi·331 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
Yazarımızın bahsettiği gibi beş temel duyu organından, dört tanesinin bağımlı olduğu "gözlere inen beyaz körlüğün" hikayesi... İsmi bilinmeyen bir ülkenin, ismi bilinmeyen bir şehrinde aniden yaşanan körlük salgını ve bu salgınla insanoğlunun çetin savaşının ele alındığı bu eser üzerine konuşulacak çok şey var elbette. Benim bahsetmek istediğim konular ise oldukça kısa... Beyaz Salgın baş gösterip bütün insanların elindeki görme yetisini alıp bugün bizlerin medeniyet dediği kavramı adeta yok ediyor. Ancak burada asıl dikkat çeken ise insanoğlunun belirli kurallar, prensipler, inançlar vb. kavramlar ile kurduğu düzen yani medeniyetin yok olması ile içimizde olan bir şeyler yine de değişmiyor. Kitabın farklı bölümlerinde bunlara rastlamak mümkün. Körleri tecrit altına alan hükümetin sorumsuzca davranışı, tecrit koğuşunda birden bire türeyen ahlaksız körler, insanların açlık, boşaltım(kitapta geçen tabir ile dışkılama), temizlik ve cinsellik gibi ilkel güdüler ile yaptıkları vahşice işler kimi zaman kanımızı döndürürken kimi zamanda orada olsaydım ben de farklı davranmazdım diye düşündürüyor. Kahramanlarımızın dış dünyaya çıkışı ile çok daha büyük bir felaket bizleri karşılıyor. Koca bir şehir dolusu aciz kör ve tamamıyla bozulmuş bir düzen. Daha fazla spoiler vermeden biraz da yazarımızdan ve kitaptan söz edelim. Bu kitabı elinize aldığınız ilk anda bir miktar ürpermeniz gayet normal zira José Saramago eserlerinde paragraf kullanmayı pek sevmeyen ve bolca nokta, virgül kullanmayı tercih eden bir yazar. Ayrıca konumuz körlük olduğu için kitap içerisinde bolca detay görmek mümkün. Son söz olarak yine kitapta geçen bir alıntıya başvurmak istiyorum; "kimsenin göremediği yerde tek gözü gören kral olur." Emin olun ki bu eseri okuduktan sonra aşırı mantıklı gelen bu söze
Edebiyat
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·253 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
Bu eser Cumhuriyet tarihinin en karanlık ve bilinmez bir olayının berrak bir şekilde anlatısıdır. Rahmetli Uğur Mumcu elinden geldiğince dönemin görevlilerinin şahsi notlarını incelemiş, devlet arşivlerinden yararlanmış ve korkusuz bir gazeteci kanıtlarcasına yeri geldiğinde Kürtçe yayınlardaki anlatıları da karşılıklı okuma şeklinde sunmuştur. İsyan için anlatılan onlarca yarısı efsanevi öte yarısı safsata hikayelerin arasında akla mantığa en uygun olanları derlemeyi başarmıştır. Ayrıca Doğu İsyanları çerçevesinde Musul Sorununa açıklık getirmiş ve bu olayların etrafında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluşunu ve kapatılışını irdelemiştir. Kurtuluş Savaşı'nın en mühim isimlerinden olan Karabekir, İsmet, Ali Fuat ve Mustafa Kemal Paşaların arasındaki ''Paşaların Savaşı'' diye adlandırılan olaylara da ışık tutmaya çalışmıştır.
Kürt - İslam AyaklanmasıUğur Mumcu · um:ag Yayınları · 2019422 okunma
Toprak Uyanırsa İnsan Uyanır
10/10
·455 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
Kendini işe yaramaz, her şeyden soyutlanmış hisseden elli yaşını geçkin emekli bir öğretmenin mesleğine yeniden dönüşünün destansı hikayesi... Hikayemiz Polatlı yakınlarında isimsiz bir köyde geçiyor. Ülkenin kalbine çok yakın olan ve açlıktan kırılan bu harap köy kimi zaman Keltepe Köyü, kimi zaman Ekmeksiz Köy isimleri anılıyor. Köyde görevine başlayan öğretmenimiz ilk günlerde çarpık ve şekilsiz toprak damları olan bu çorak araziden kaçmak ister ancak bu süre zarfında eski hikayeleri hatırlar ve bu toprakların verimli olduğu antik çağları hatırlar. Köyün yakınlarındaki bataklığın bir gözesinde kaynayan temiz suyu görünce hayrete düşer. Kısa bir araştırmadan sonra buralara evvelden Keklik Pınarı denildiğini ve çok verimli topraklara sahip olduğunu keşfeder. Hayatının derbederliğini bir köşeye atan öğretmenimiz şahsi gayretleri ile birçok maceraya atılarak eğitim, ekonomi ve sağlık alanında köyü kalkındırmak için mücadeleye girişir. Şevket Süreyya Aydemir'in yalın ve iddiasız bir dille kaleme aldığı bu eşsiz eserde kendisinin harp yıllarını görmüşlüğü, Anadolu'nun birçok yerini yakından görmüşlüğünü ve öğretmen oluşunu hissetmek mümkündür. Fazla uzatmadan eklemek istediğim diğer bir nokta ise şudur; kitapta yaşanan olaylar aslında ütopya gibi gelse de kesinlikle denenmeye değer imkansız olmayan şeylerdir. Anadolu şefkat görünce Ekmeksizköy'den Keklik Pınarı çıkarmaya kabildir. Ayrıca eser boyunca bizlere Sarı Çavuş, Topal Hafız, Muhtar, Süleyman Hesapsız, Süleyman Işık, Ayhan, İmam Efendi gibi sayısız eğlenceli ve söyledikleri sözlerle düşündürücü karakter eşlik edecek.
Toprak UyanırsaŞevket Süreyya Aydemir · Remzi Kitapevi · 1963602 okunma
FALİH RIFKI ATAY’IN HAYATI, GAZETECİ ve YAZAR KİMLİĞİ ÜZERİNE İNCELEME
Puan vermedi·176 syf.··
2020 30. kitabı
Falih Rıfkı Atay çözülmeye başlayan bir imparatorluğun kurtuluşu için sunulan reçeteleri, emir- komuta içinde hareket eden bir subay ve entelektüel kimliği ile incelemeye, irdelemeye çalışmıştır. Bu doğrultuda Falih Rıfkı tarafından yapılan ilk çalışma; İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin sahada izlediği sansasyonel teknikler, Türk Ocakları ile olan entelektüel ilişkisi ve bölgenin kültürel yapısı dönemine göre sade, anlaşılır ve akıcı bir dilde ‘’Ateş ve Güneş’’ adlı eserde incelenmiştir. Ancak, savaş yıllarının yazarda ve yazara hamilik yapan Ahmed Cemal Paşa’nın üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler bu eserin basılmasını engellemiştir. Yazarın kendi ağzından işittiğimiz: ‘’Büyük Harbde Suriye idaresi için tek satır yazmamıştım, çünkü yalnız beğendiğim şeylerden bahsetmek lazımdı. Mütarekede ise, beğenmediğim şeyleri yazabileceğim için, Suriye hatıralarını bir yana bıraktım’’ (Atay, 2018: 9) ifadesi, İttihat ve Terakki’nin siyasi hayatının bitmesi dolayısıyla ortaya çıkan sürgün yılları için söylenmiştir. Cihan Harbinin bitmesi ve Kurtuluş Savaşı’nın başarıyla sonuçlandırılması ile 1932 yılında Ateş ve Güneş eserinin müsveddesi üzerine ‘Zeytindağı’ isimli eser realist bir açıdan yazılabilmiştir. Falih Rıfkı Atay, bu durumu şöyle dile getirmiştir: ‘’Bugün her ikisini söylemek mümkün olduğundan, Zeytindağı’nı bastırıyorum. (Atay, 2018:9) FALİH RIFKI ATAY’IN HAYATI, GAZETECİ ve YAZAR KİMLİĞİ ÜZERİNE İNCELEME YAŞAMI 1894 yılında Sakarya’da dünyaya gelmiştir. Lise öğretmeni Celal Sahir Erozan ve Mercan Lisesinde öğrenim gören Orhan Seyfi Orhon sayesinde edebiyata ilgi duymaya başlamıştır. 1908 yılında girdiği Darülfünun Edebiyat Fakültesini bitirmeden bir yıl önce Servet-i Fünun dergisinde yazdı.Aynı yıl içerisinde Tecelli (1911) ve bir yıl sonra Kadın (1912) dergisinde Cenap
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201814,8bin okunma
Puan vermedi·308 syf.··
2020 9. kitabı
RUH ADAM ROMANI ÜZERİNE İNCELEME Romanın kahramanı Selim Pusat, Kamlançu Ülkesinde geçen bir Uygur masalında hikâyesi anlatılan Yüzbaşı Burkay’ ın hikâyesine benzer bir hayat yaşamaktadır. Yüzbaşı Burkay eşine olan sadakatini bozmuş ve ona ihanet etmiştir. Romanın ilerleyen bölümlerinde buna benzer bir olay Selim Pusat’ın da başına gelecektir. Yani romanda yaşanacak olaylar aslında daha ilk sayfalarda anlatılan Uygur masalının aynısıdır. Geriye sadece yazarın bu masalı kendine has üslubuyla kaleme alması kalmıştır. Aynı zaman da Nihal Atsız, bu romanı yazarken kendi hayatına da birçok göndermede bulunmuştur. Romanın ana karakteri olan Selim Pusat, padişaha sadakat yemini ettiği için Cumhuriyet’e ayak uyduramamış ve askerlikten atılmıştır. Pusat’ın eşi Ayşe Hanım ise edebiyat öğretmenidir. Bütün bu detayları göz önünde bulundurursak Selim Pusat ile Nihal Atsız’ın aynı kaderi paylaştıklarını(2) ve Ruh Adam’ın Atsız için bir çeşit otobiyografi olduğunu söylemek mümkün olur.(3) Eserin diline ve beslendiği kaynaklara bakarsak yazar, daha önceki yazdığı eserlerin yolundan gitmiş ve mitoloji ile tarihi harmanlamıştır. Askerlikle ilgili terimler ve sözcükler çokça kullanılmıştır. KİŞİLER: Selim Pusat: Selim Pusat, askerlikten atılmış eşi Ayşe ile yaşayan geçmiş yaşamında Mete’nin ordusunda da askerlik yapan ruhu ıstırap çeken biridir. Geçmiş yaşamında Mete’nin ordusunda bir subay iken nişanlısına ok atamadığı için ordudan atılmış, çağımızda da aşk ıstırabı yaşayan ve eşi Ayşe’nin öğrencisi Güntülü’ye aşık olan bir adamdır. Halüsinasyonlar görmekte geçmiş yaşamına dair izleri, düşleri ve hayalleri gerçek hayatı ile iç içe yaşamaktadır. Selim Pusat askerlikten atıldıktın sonra dünya ve insanlardan nefret eden bir kişi olmuş, bütün zamanını harp kitaplarını okuyarak
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201934bin okunma