Ömer Öztürk

Ömer Öztürk
@Hurriyetperver
Beni aşağıladı, beni yarım milyondan etti, kaybettiklerime güldü, kazancımla alay etti, halkımı hor gördü, işlerimi engelledi, dostlarımı benden uzaklaştırdı, düşmanlarımı kışkırttı. Peki, bütün bunlara sebep neydi? Ben Yahudiyim de ondan. Yahudinin gözleri yok mu? Yahudinin elleri, organları, bedeni, duyguları, sevgileri, tutkuları yok mu? Aynı yiyeceklerle beslenmiyor mu? Silahla yaralanınca aynı acıyı duymuyor mu? Aynı hastalıklara yakalanmıyor mu? Aynı ilaçlarla iyileşmiyor mu? Kışın soğuğunu, yazın sıcağını bir Hıristiyan gibi duymaz mıyız? Etimizi kesseniz bizim de kanımız akmaz mı? Gıdıklarsanız, gülmez miyiz? Bizi zehirleseniz ölmez miyiz? Bize haksızlık yaparsanız öcümüzü almayacak mıyız? Her şeyde benzediğimize göre, bunda da benzeyeceğiz elbette. Bir Yahudi, bir Hıristiyan'a haksızlık ederse, karşısında göreceği hoşgörü ne? İntikam. Bir Hıristiyan bir Yahudiye haksızlık ederse, Hıristiyan töresine göre karşılığı ne olmalı? Elbette intikam! Bunu sizlerden öğrendim, sizlere uygulayacağım. Zarar verici bir şey, ama öğrettiklerinizden daha iyisini yapacağım.
Sayfa 53 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Saatini geçirmesi şaşılacak şey doğrusu, Çünkü âşıklar hep saatin önünde koşar.
Sayfa 37 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Yüreği alıp sattı insanoğlu, yürek, yüreklikten çıktı. Aşkı, sevgiyi, dostluğu, kardeşliği, barışı, arkadaşlığı, kandaki sıcaklığı, güzelliği alıp sattı insanoğlu, insanoğlu insanlıktan çıktı...
Sayfa 82 - YKY·Kitabı okudu
Edebiyat
Seferberlik emri ve Türk'ün kaderi...
Kafileler ilerledikçe sağdan soldan yeni davul zurna sesleri geliyordu. Yeni bayraklar, yeni kafileler görülüyordu. Ovalardan, tepelerden inen yeni yeni yollar birbirine katılıyordu. Köyler boşalıyordu. Pınarların dereleri doğurması, derelerin çaylara karışması ve çayların nehirleri meydana getirmesi gibi, daima üreyerek, daima genişleyerek kol kol insan dalgaları, bir yerlere doğru akıyordu. Bu dalgalar, acaba hangi denizlere dökülecekti? Yoksa bozkırlarda güneş, sularını mı tüketecekti? Doymaz çöller kanlarını emerek onları kurutacak, bitirecek miydi? Yoksa şurada burada bölüne bölüne sazlarda, bataklıklarda eriyip, dağılıp gidecek miydiler? Bu bilinemezdi. Fakat bilinen şuydu ki, bu olay yüzyıllardan beri hep böyle olagelmişti.
Sayfa 54 - Remzi Kitabevi·Kitabı okudu
İnsanların neler yapacağı ya da yapamayacağı önceden bilinmez, beklemek gerekir, zamana zaman tanımak gerekir, zaman hükmeder, zaman, kumar masasında karşımıza oturan oyuncudur ve oyunun bütün kartları onun elindedir, bizler ancak hayatımızı verirsek bir şeyler elde edebiliriz, kendi hayatımızı.
Sayfa 322 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okudu
Reklam