Ahmet h

Üstelik seçtiği amaçlar, topluma değil kişisel çıkarlarla yöneliktir; tasarıları bencil niteliktedir ve kişi­sel üstünlüğünü sağlayabilme yolunda diğer insanlara za­rar verebilecek girişimlerde bile bulunabilir. Üstünlüğünü güç ve para kazanarak gerçekleştirmek isteyen kişi ama­cına ulaşmak için diğer insanları kolayca harcayabilir. Entelektüel üstünlüğünü kanıtlamak, için çevresindekileri sürekli eleştiren ve yanlışlarını arayan bir diğeri, onların düşünce ve isteklerine saygı gösteremez. Ancak, diğer in­sanlara değer veremediği için tüm bu çabalarına karşın kendisini yine de değersiz bulur ve toplumun dışında kal­mış hisseder. Saygınlık uğruna bu denli çaba harcadığı halde çevresindekilerin saygısını kazanamamış olmasının nedenini bir türlü anlayamaz. Değersizlik duyguları yaşayan bir insan, ilişkilerinde tutarsızdır. Bazen üstünlüğünü kanıtlamak amacıyla in­sanlarla yoğun bir ilişkiye geçer, kendisini eksik ve yeter­siz bulduğu zamanlarda da onlarla karşılaşmamaya çalışır. Böyle bir insan ancak kendi üstünlüğünü yaşayabileceği ortamlara girme yürekliliğini gösterir, ikinci planda kala­cağını hissettiği ya da üstünlük maskesinin düşerek, de­ğersizlik duygularıyla yüzleşme tehlikesinin bulunabilece­ği durumlardan uzak durur, örneğin, para gücüyle kendisine saygınlık sağlayan biri, entelektüel değerlere önem verilen bir ortamda bulunmaktan kaçınabilir; her yerde birinci planda olmak isteyen bir başkası, girdiği bir top­lulukta diğer insanların görüşlerini paylaşmamak ve on­lardan farklı biri olduğunu vurgulamak için konuşmalara katılmayabilir. Çünkü değersizlik duyguları yaşayan bir insan üstün olmak «zorundadır».
Sayfa 78 - Epub·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İnsan kızgın olduğu için diğer insanlardan korkar, insanlardan korktuğu için de onlara kızar. Kızgın insan, «Nasıl olsa beni engelleyecekler ya da reddedecekler!» beklentisi içinde öylesi davranışlarda bulunur ki, çoğu kez gerçekten de engellenir. Bu kez, «İstenmediğimi zaten biliyordum!» biçiminde yaşanan bir duygu, kızgınlıkları da­ha da pekiştirir ve böylece bir kısırdöngü oluşur. Düşman­ca duygular taşıyan bir insan, bilinçli düzeyde insanlar tarafından kabul edilmeyi isterken, bilinçaltında bunun gerçekleşmemesini ister. îlk bakışta bu çelişki yadırgana­bilir. Ama düşmanca duygular taşıyan bir insan gerçekten kabul edildiğini farkettiğinde, «istenmediğimi zaten bili­yordum!» senaryosu da geçerliğini yitireceğinden, düşman­ca duygularıyla yüzleşmek zorunda kalır ve bu kez suçlu­luk duyguları yaşar. Bunu yaşamamak için de kabul edil­diği durumları bozmaya ve kendi senaryosunu gerçekleş­tirmeye çalışır. Bu mekanizma bilinçdışında işlediğinden, ortaya çıkan durumları aslında kendisinin yarattığım farkedemez.
Sayfa 55 - Epub·Kitabı okuyor
Diğer insanlarla birlikteyken tedirgin olan kişi, tüm enerjisini gereksiz yere savunma amacıyla kullandığından kendisinde varolan potansiyeli de harekete geçiremez ve ka­pasitesinin altında bir etkinlik gösterir. Böyle bir durum insanın kendi varoluş sorumluluğunu da üstlenebilmesini engeller. Bir başka deyişle, çocukken ana-babaya karşı ge­liştirilen olumsuz duyguların üstünün kapatılmasıyla başlayan süreç, insanın giderek kendisine yabancılaşmasına ve sonunda kendisi olamamanın suçluluğunu yaşamasına neden olur. Varoluş suçluluğu denilen bu duygu anlamlı bir yaşamı gerçekleştirememiş olmaktan kaynaklanır.
Sayfa 52·Kitabı okuyor
Geleneksel ailede çocuk, büyüklerinin isteklerini ve düşüncelerini soru sormadan kabul etmek zorundadır. Böyle bir ortamda büyüyen çocuk, ileriki yaşamında ken­di toplum grubundan kopup çağdaş dünyanın beklentile­riyle başetme durumunda kaldığında ciddi sorunlarla karşılaşabilir. Girişimde bulunmak istediğinde suçluluk duy­guları yaşayabilir; seçim yapma güçlüğü, kararsızlık, ken­dini ortaya koymaktan utanma ve düşüncelerini dile ge­tirmede güçlük çekme gibi çağdaş toplum gereklerine göre davranış kusuru sayılabilecek durumlar ortaya çıkar. Oysa aynı davranış özellikleri, geleneksel yapı içerisinde uyumsuzluğa neden olmaz; toplumun geleneksel niteliği­ni sürdürebildiği ve bireyin bir değişiklik ya da atılım yapmasını gerektirmeyen koşullarda bir sorun yaratmaz. Katı kuralların yarattığı gerilim, yine törelerle belirlenen yollardan boşaltılabileceği ve de çevrede farklı örnekler olmadığı için kişi kendisini engellenmiş hissetmez.
Sayfa 41·Kitabı okuyor
Psikolojik tedavide de başlangıç­ta edilgin ve boynu bükük olan kişi, bir süre sonra dina­mizm kazanmaya başladığında, önceleri bu gücüyle ne ya­pacağını bilemediğinden çevresindekilere şaşırtıcı oranda aşırı bazı davranışlar gösterir, ama daha sonra kendi ki­şiliğine uygun ve yapıcı davranışları kendi seçimiyle be­nimseyerek etkin bir insan durumuna gelir.
Sayfa 24·Kitabı okuyor