Bir süre durdu. İç cebinden anahtarını çıkardı, sayamayacağı denli uzun yıllardır öksürmesiyle kapının açılmasına alışıktı Fatin Bey, anahtarın kapıda ne yöne çevrildiğini bile unutmuştu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir oğlum vardı, o da uzak diyarlara gitti beni yanaklarımdan öpüp, "Üzülme anacım, gelince sana bir radyo getireceğim," diyerek.
Bilir, ben fasılları dinlemeyi severim.
Akşam pazarlarından dönüş, gün batarken kaybede bula dinlerim o sesleri. Gözümün önünde Şehime Hanım çizilir. Kınaları tazelenmek isteyen aklanmış saçlarıyla, değirmi kırışık yüzüyle, karşımda canlı canlı durur. Bir şeyler mırıldanır.
"İyi kötü insanın yaşayacak bir günü olmalı," der.
Odamızın ne denli güzel olduğunu bunca sezmemiştik şimdiye dek. Bu odada olan insanları o kadar doğrulayıp güzelleyen bir türküydü ki bu, ninemin etiyle, kanıyla bağlı olduğu o yerleri, bize yeterince anlatamayışına şaşmamak gerekiyordu. Türkü onun anlatmak istediği her şeyi tek tek arıtıp diriltiyordu.
Çocuk, sucuya duyduğu ilgisi hiç yitmeden annesine sordu:
- Bu sucunun çok parası vardır değil mi anne?
- Nerden çıkardın bunu? Parası olsa suculuk yapmaz...
- Niçin, suculuk yapmak yoksulluk mudur?
Vapur yanaşmıştı. Arka bölümünden köpükler fırdolayı yayılıp duruyordu denize.
-Bu köpükler nereden çıkıyor anne?
Kadın çocuğa bakışlarını çevirdi, gözlerinin çevresinde ilk ince çizgiler yer etmişti.
-Gemiler çamaşır yıkayıp suyunu döküyorlar...
Çocuk şaştı. Her gelen vapurun ardındaki, bu apak bitmez köpüklerin gemicilerini düşündü. Ne kadar çok çamaşırları olmalıydı onların. Sevindi köpüklere.