- Kaç gündür polisteymiş?
- Bir aydır anne. Soruşturmada tek sözü, "Daha gizlide ne arıyorsunuz?" olmuş. "Her şey meydanda" Savcı arkadaş ona yardımcı olmak istemiş. Oysa o, " Sen hukuk okudun değil mi?" diyormuş, "Güçlülerin yönettiği hukuku." Arkadaş, her kelimesi ayrı bir suç dedi. Soruşturmayı yönetenler korkunç aleyhindelermişler...
- Peki, ama ne yapmış, hırsızlık filan mı?
- Başkalarına hırsız diyormuş...
Bizim sitenin çocuklarıydı bunlar, kuytu bir apartman girişine toplanmış, çocukların çok önemli bir sırrı paylaşırken yaptıkları gibi birbirlerine iyice sokulmuş, kenetlenmişlerdi.
Yanımda oturan genç kız, tıpkı benimki gibi küçük, kara kaplı bir defteri açmış okuyordu. Önce ders çalışan bir kurs öğrencisi olduğunu düşündüm ama deftere göz ucuyla baktığımda "Geçim Sıkıntısı Çekildiğinde Okunacak Dua" başlığını ve Latin harfleriyle yazılmış Arapça sözcükleri seçtim. İster istemez gülümsedim. Günün ilk ve son gülümsemesiydi bu.
Sanki büyük bir ırmak boyunca gidiyorum; hiçbir yerde durmama ve kıyıya çıkmama, hiçbir şeye ikinci kez bakmama izin yok. ("Bir kurt bile, sıkıştırıldığında, kaçmadan önce durur, bir daha göremeyeceği düşmanına ikinci kez bakar," der Kızılderililer.) Görebildiğim kadarını görmek ve hemen unutmak zorundayım.