Hasılı, ilk dersim pek güzel geçti.
Sınıftan çıkarken kızlarımdan biri yanıma geldi. Bana "kal-patan"ın sadece "kerpeten" demek olduğunu
söyledi. Müdür Efendi fazla gülenleri "kalpatanla dişlerinizi sökerim ha!" diye zarifane tehdit edermiş. Çok güzel bi bölüm :)
... Bazı, uykumun içinde; birtakım Rumca sesler işiterek sıçrıyorum. Kulaklarım uğuldayarak pencereye koşuyorum. Şakaklarım terden sırsıklam, başımı dışarı uzatıyorum. Dışarıda, donuk, kuru ve insana kuşku verici bir ay aydınlığı vardır. Gece, sanki, bir günün ölüsü gibi... Ürpererek, başımı içeri çekiyorum. Ne sinsi bir ışık. Hemen üstümüze atılmağa hazır bir düşman gözünün parıltısına benziyor ve düşman, işte, bu sinsi aydınlıkta ilerliyor...
Onun içindir ki, her sabah, gözlerimi açar açmaz, derin
bir hayal kırıklığına uğrarım. Niçin, beklediğim tabii olay vuku bulmadı? derim. Ve damlardan çıkan bütün hayvanlar, benimle beraber bu
işe hayrettedirler. Demek bir gün daha? Ve, ne gün!..