Ahmet

Ahmet
@Huzurlu_okur
Hüznümüz Allah'adır...
Puan vermedi·226 syf.··
2020 59. kitabı
Bir gazete düşünün dönemin zihniyetinin tezahürü olarak "Markopaşa, Merhumpaşa, Malûmpaşa, Alibaba, Markopaşa ve Yedi Sekiz Paşa, Hür Markopaşa, Medet adlarıyla çıkmak zorunda kalmış olsun. Kapatılsın yeni isimlerle tekrar tekrar yayınlanmaya devam etsin. Öyle ki "Marko Paşa" başlığının hemen altında "Yazarları, polis nezaretine(gözaltı) alınmadığı ve hapse girmediği zamanlarda çıkar" diye yazsın. Dönemin siyasilerinin muhalifleri sindirme şekline mi güleyim yoksa gazeteyi çıkaran ve gazetenin yazarlarının bitmez tükenmez azmini mi takdir edeyim. İşte ülkemizin kurtuluşunun 30. yıllarında ülkemizde böyle muhalif-çekemez bir atmosfer vardı(gerçi böyle bir atmosferin olmadığı bir zaman dilimi yaşanmadı bu topraklarda) ve kitabın muhtevasıda Sabahattin Ali'nin bu ortamda yazdığı yazılardan oluşmakta. Ben buraya iki yazısını bırakayım siz kitabın okunup okunmayacağına karar verin. 1.) Bir gazete çıktı... 1947 yılında, Türkiye Cumhuriyeti hudutları içinde, dünyanın en medenî şehirlerinden İstanbul'da , haftada bir defa, şu elinizde tuttuğunuz gazetecik kadar dört küçük sayfalı bir gazete çıktı. Bu gazete ancak 22 sayı çıkabildi efendim. Muhtelif fasılalarla, bazan neşriyatını durdurarak, bazan ara vermek mecburiyetinde kalarak, gecikerek,okunmayacak kadar fena baskı ile utanarak çıkmak suretiyle ve bütün bu mecburiyetlerden dolayı, çok sabırlı okuyucularının tahammülünü suistimal ettiğinden mahcup olarak ancak 22 sayı çıkabildi. Bu 22 sayı ile Türkiye'de baskı rekoru kırdı:60 bin basarak birçok para kazandı. Fakat kendisine, tahmin edilemeyen zorluklar çıkarıldığından, tek yolunda yürüyebilmek için, muhtaç olduğu teknik vasıtalara ve bunların insafsız ve korkak sahiplerine hayret edilecek yüksek fiyatlar ödeyerek, korkak ve aç gözlerini para ile doyurdu.Bu 22 sayıda,
1000Kitap
Markopaşa Yazıları ve ÖtekilerSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 20242,757 okunma
Ahmet
Adalet Geçenlerde vefat eden çok kıymetli yargıtay başsavcısı, bir gün şöyle demişte "Bir memleketin ordusu bozuk olabilir, harbe girmedikçe bu meydana çıkmaz; maarifi bozuk olabilir, bunun acısı da ancak aradan bir nesillik bir zaman geçince kendini gösterin iktisadiyatı bozuksa, millet uzun seneler süren bir sefalet içinde sürüklenir gider. Ama bir memlekette adelet bozulursa, halk adalete inanmamaya başlarsa, anarşi hemen kendini gösterir, herkes hakkını kendi aramaya kalkar ve o insan cemiyeti derhal dağılmaya, batmaya mahkûmdur." Henüz bu hale gelmedik. Henüz bu memlekette kanunlardan ve vicdanlarından başka hiçbir yerden emir almayan hâkimlerimiz var. Yedi sekiz ay önce yargıtayın verdiği bir kararı dinledim. Birkaç hürriyet kahramanı aleyhinde verilmiş olan bir hükmü yargıtay bu kararıyla bozuyordu. Ufakça bir odada, çıplak bir tahta masanın etrafında oturan beş tane yaşlı baş, hükümetin diş gıcırdattığı bu gazetecileri kurtarıyor, derhal serbest bıraktırıyordu Bu beş ak saçlı adam, o anda, polisi, jandarması, valileri ve her türlü teşkilâtıyla hükümetten, devletten çok daha kuvvetliydi. Onları böyle kuvvetlendiren şey de, insan cemiyetinin temel taşı olan ADALET idi. Halk düşmanları, insanlık düşmanları, kendileri için bir tehlike saydıkları adaletin de elini kolunu bağlamaya, onu da kendilerine uşak yapmaya çabalıyorlar. Ama bu memlekette henüz adalet var. Namuslu insanlar bu adalette kendilerine bir destek görüyor, bu boğucu ı içinde ona güvenerek bir parça rahat nefes alabiliyorlar. Ve bir adalet mevcut oldukça, bu memleketin istikbalinden ümidi kesmiyoruz. Halk Partisi'nin iktidarı daha bir müddet devam etse bile.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·248 syf.·
2020 328. kitabı
Kitap çok güzel hazırlanmış, tam manasıyla insan evriminin eksik yanlarından bahsediyor. Zaman içinde ne idik, ne olduk, ne olacağız ya da evrimimiz burada son mu bulacak gibi, güzel sorular soruyor. Kitaptaki bilgileri okuyup, bilgilere karşılık gelebilecek ayetlerle zihimde söyleşi yaptığımda kitaptan büyük zevk aldım. Tin suresi/4. ayette der ki: Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık. Ve Yunus suresi/44 de der ki: ALLAH insanlara hiç zulmetmez; ancak insanlar kendi kendilerine zulmederler. Kendime not: Biz yaradılış olarak bu dünya şartlarına en uygun biçimde yaratılmış olsak bile, zamanla birtakım mutasyonlar geçirip bazı niteliklerimizi yitirmiş, çevreye bağımlı hale gelmiş olabiliriz. Ne de olsa en iyi uyum sağlayan ırkını devam ettirir. Mesela eskiden C vitaminini kendi vücudumuz oluşturabilirken, zamanla genomumuz değiştikçe dışardan almak zorunda kalmışız. Canlı bir şeyin değişmesi, evrimleşmesi mümkündür. Fakat bu bizi daha iyiye mi, daha mı kötüye götürür, bunu sorgulamak lazım.
Bilim
İnsanın KusurlarıNathan H. Lents · Metis Yayınları · 2020350 okunma
Ahmet
Efendim primatlar asla kendi kullanacağı C vitaminini üretemez daha evvelde üretememişlerdirde. Düzeltmek istedim. İncelemeniz güzeldi. Huzurlu okumalar dilerim. Hasan Ali
Bir tıbbiyelinin incelemesi...
Puan vermedi·584 syf.··
2020 32. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2020 11:17
Evvela belirtelim ki kitap hakkında yazılmış tüm incelemeleri okumaya çalıştım. Maalesef kitabı okuyan diğer arkadaşlar genel olarak kitabın sağlık sisteminin ekonomi-politiğine eğildigini göz ardı ederek Soner Yalçın'ın kitapta verdiği uç örneklere arkasını yaslayarak sağlık sistemini toptan eleştirme şehvetine kapılmışlar. ( Burada eleştirim yazara veya kitaba değildir, diğer okurlara söylüyorum.) Mesela bir okur diyor ki: Soner Yalçın'a yönelik Twitter'de bir tıp öğrencisinin "sen benim okuduğum boy boy kitapları okumadan konuşamazsın" tarzı bir twit'ine ukalalık yapmış diye nitelendirmiş. Bunu söyleyerek bilmiyor ki kendisi de ukalalık yapmış oluyor. İlaçların farmakodinamiği veya farmakokinetiği hakkında bir malumatı olmadan hatta bunların adını dahi duymadan öğrencinin haklı olabileceğini düşünmeden kendisini de aynı duruma düşürmekten kurtulamamış maalesef. Bu konuda yaklaşımlarda bir başka hata olarak kimi okurlar kitabı hepten komplo teorisi olarak nitelendirip bir kenara atmış. Belirteyim ki kitap çok yerinde noktalara parmak bastığı gibi kimi yerlerde komplo kısmı diyebileceğimiz aşırılıklara da kaçmamış değil. Bu iki uç örnekten anlaşılıyor ki insan dediğimiz varlık baktığı, duyduğu, elledigi ne varsa kendisine göre bir seçim yapıp arkasına yaslanarak yaşamaktan mutmain bir şekilde, kendi kabuğunda, inandıklarından şek ve şüphe duymaksızın gününü gün etmeye devam ediyor. Buda herkesin işine geliyor. Eleştirilere tehammülü yok kimsenin... El ne diyor diye bakan yok! Kendi kör noktasına gözünü sabitlemiş vaziyette yaşayıp ölüyor. ( Araştıran, merak eden doğruları öğrenmek için çaba gösteren, sisteme karışmamaya azami çaba sarf eden arkadaşları istirham ederim) İmdi kitaba ve yazarı incelemeye gelirsek ; Yazarın saklı seçilmişler kitabını bende okudum.
1000Kitap
Kara KutuSoner Yalçın · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20191,743 okunma
Hümeyra isimli okura yanıt verildi
Ahmet
Bu konuyu oturup tatlı tatlı konuşarak nihayete vardırmak isterdim. Ama kısmet değil gibi. Huzurlu günler dilerim. Huzurla kalın efendim.
Bir tıbbiyelinin incelemesi...
Puan vermedi·584 syf.··
2020 32. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2020 11:17
Evvela belirtelim ki kitap hakkında yazılmış tüm incelemeleri okumaya çalıştım. Maalesef kitabı okuyan diğer arkadaşlar genel olarak kitabın sağlık sisteminin ekonomi-politiğine eğildigini göz ardı ederek Soner Yalçın'ın kitapta verdiği uç örneklere arkasını yaslayarak sağlık sistemini toptan eleştirme şehvetine kapılmışlar. ( Burada eleştirim yazara veya kitaba değildir, diğer okurlara söylüyorum.) Mesela bir okur diyor ki: Soner Yalçın'a yönelik Twitter'de bir tıp öğrencisinin "sen benim okuduğum boy boy kitapları okumadan konuşamazsın" tarzı bir twit'ine ukalalık yapmış diye nitelendirmiş. Bunu söyleyerek bilmiyor ki kendisi de ukalalık yapmış oluyor. İlaçların farmakodinamiği veya farmakokinetiği hakkında bir malumatı olmadan hatta bunların adını dahi duymadan öğrencinin haklı olabileceğini düşünmeden kendisini de aynı duruma düşürmekten kurtulamamış maalesef. Bu konuda yaklaşımlarda bir başka hata olarak kimi okurlar kitabı hepten komplo teorisi olarak nitelendirip bir kenara atmış. Belirteyim ki kitap çok yerinde noktalara parmak bastığı gibi kimi yerlerde komplo kısmı diyebileceğimiz aşırılıklara da kaçmamış değil. Bu iki uç örnekten anlaşılıyor ki insan dediğimiz varlık baktığı, duyduğu, elledigi ne varsa kendisine göre bir seçim yapıp arkasına yaslanarak yaşamaktan mutmain bir şekilde, kendi kabuğunda, inandıklarından şek ve şüphe duymaksızın gününü gün etmeye devam ediyor. Buda herkesin işine geliyor. Eleştirilere tehammülü yok kimsenin... El ne diyor diye bakan yok! Kendi kör noktasına gözünü sabitlemiş vaziyette yaşayıp ölüyor. ( Araştıran, merak eden doğruları öğrenmek için çaba gösteren, sisteme karışmamaya azami çaba sarf eden arkadaşları istirham ederim) İmdi kitaba ve yazarı incelemeye gelirsek ; Yazarın saklı seçilmişler kitabını bende okudum.
1000Kitap
Kara KutuSoner Yalçın · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20191,743 okunma
Hümeyra isimli okura yanıt verildi
Ahmet
Efendim sizin tatlı bakış açınızla bakınca bu iki ayet herşeyi açıklıyor. Ama pratikte ne kadar mümkün? Bu konu biz cevap yazdıkça konu derinleşecek, bir sonuca belki varırız ama bu zaman içinde kıymetli vaktimizi çok harcarız. Yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Huzurla kalın :)
Bir tıbbiyelinin incelemesi...
Puan vermedi·584 syf.··
2020 32. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2020 11:17
Evvela belirtelim ki kitap hakkında yazılmış tüm incelemeleri okumaya çalıştım. Maalesef kitabı okuyan diğer arkadaşlar genel olarak kitabın sağlık sisteminin ekonomi-politiğine eğildigini göz ardı ederek Soner Yalçın'ın kitapta verdiği uç örneklere arkasını yaslayarak sağlık sistemini toptan eleştirme şehvetine kapılmışlar. ( Burada eleştirim yazara veya kitaba değildir, diğer okurlara söylüyorum.) Mesela bir okur diyor ki: Soner Yalçın'a yönelik Twitter'de bir tıp öğrencisinin "sen benim okuduğum boy boy kitapları okumadan konuşamazsın" tarzı bir twit'ine ukalalık yapmış diye nitelendirmiş. Bunu söyleyerek bilmiyor ki kendisi de ukalalık yapmış oluyor. İlaçların farmakodinamiği veya farmakokinetiği hakkında bir malumatı olmadan hatta bunların adını dahi duymadan öğrencinin haklı olabileceğini düşünmeden kendisini de aynı duruma düşürmekten kurtulamamış maalesef. Bu konuda yaklaşımlarda bir başka hata olarak kimi okurlar kitabı hepten komplo teorisi olarak nitelendirip bir kenara atmış. Belirteyim ki kitap çok yerinde noktalara parmak bastığı gibi kimi yerlerde komplo kısmı diyebileceğimiz aşırılıklara da kaçmamış değil. Bu iki uç örnekten anlaşılıyor ki insan dediğimiz varlık baktığı, duyduğu, elledigi ne varsa kendisine göre bir seçim yapıp arkasına yaslanarak yaşamaktan mutmain bir şekilde, kendi kabuğunda, inandıklarından şek ve şüphe duymaksızın gününü gün etmeye devam ediyor. Buda herkesin işine geliyor. Eleştirilere tehammülü yok kimsenin... El ne diyor diye bakan yok! Kendi kör noktasına gözünü sabitlemiş vaziyette yaşayıp ölüyor. ( Araştıran, merak eden doğruları öğrenmek için çaba gösteren, sisteme karışmamaya azami çaba sarf eden arkadaşları istirham ederim) İmdi kitaba ve yazarı incelemeye gelirsek ; Yazarın saklı seçilmişler kitabını bende okudum.
1000Kitap
Kara KutuSoner Yalçın · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20191,743 okunma
Hümeyra isimli okura yanıt verildi
Ahmet
Sadece sağlık hususunda değil insanlığın medeniyetleşmesine parelel gelişmiş tüm müesseselerde bir yozlaşmışlık var ve bu devam ediyor.(Eğitim, adalet, insani değerler, aile, gençlik...) Demem o ki gidişat iyi değil. Kimileri diyor bu duruma binaen; şeytan dünya elitleri vasıtasıyla imparatorluğunu kurmakta. Her ne kadar insanlığın asırlardır oluşturduğu ortak akla biraz zıt olsada birilerinin birşeyler yapmaya çalıştığını düşünüyorum. Belki de elitler tanrıyı kıyamete zorluyorlar(ironik olarak düşününüz, Tanrıyı zorlamak mi haşa!)