Huzursuz Beyin

Huzursuz Beyin
@HuzursuzBeyin
7 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Olacakların Habercisi Bir İlk Roman
8/10
·164 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
İnsan davranışlarını yargılarken yaşadığımız en küçük ölçekteki bir meseleden, en büyük krize kadar bizi yanıltan hep aynı varsayımımız oluyor: "Aynı şeyi yaşayan insanlar, aynı şeyi deneyimlerler ve aynı şeyi hatırlarlar." Bu ne güzel bir birliktelik olurdu. Oysa bedensel olarak farklılaşıyoruz. Genetiğimiz farklı. Salgıladığımız hormonların yoğunluğu farklı. Geçmişimizden edindiğimiz bilgiler farklı. Hangi bilgiyi kabul edeceğimize, hangisini daha derinlere gömeceğimize dair geliştirdiğimiz filtreler farklı. Hepsini geçtim, aynı şeyi yaşasak ve aynı şeyi deneyimlesek bile aynı şeyi hatırlamıyoruz. Hepimiz, farkında olmadan, kendi imajımızı korumak için savunma mekanizmaları kullanıyoruz; bilgiyi bastırıyoruz, rasyonelleştiriyoruz, yansıtıyoruz, inkar ediyoruz. Ama beynimiz bunları yapmakla kalmıyor. Yaşadığımız olayların anısını tamamen, yaşanabilir kılır ölçüde değiştirebiliyor da. Arşivimize aldığımız bir bilgiyi geri çağırdığımızda, beynimiz tarafından bir yalanı alıyoruz. Nature Communications dergisinden çıkan "bencil kararların yanlış hatırlanma motivasyonu" adlı taze bir makalede şöyle yazıyor: "Çoğu insan etik davranmaya çalışır, ancak bazen insanlar ideallerini yerine getiremezler. Bu gibi durumlarda, kendi imajlarını koruma arzusu baskın gelebilir ve bizi sadece etik olmayan eylemlerimizi rasyonelleştirmeye değil, aynı zamanda hafızadaki bu tür eylemleri revize etmeye de motive edebilir." Kendi imajımızı korumak için aldığımız bilgileri değiştirmeye, yontmaya, çarpıklaştırmaya, hatta ve hatta yanlış hatırlamaya programlıyız. Ve Kazuo Ishiguro, henüz 28 yaşında yayımladığı bu ilk romanında bu konuyu o kadar çarpıcı bir şekilde işliyor ve çarpık anılar arasında okuyucuya öyle gizemli bir boşluk bırakıyor ki, her kim bu boşluğu kendince doldursa,
Uzak TepelerKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 20181,938 okunma
Reklam

Huzursuz Beyin

, bir kitap okudu
8/10
·164 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
Kazuo Ishiguro
7.5/10 · 1.938 okunma
8/10
·310 syf.··
Beğendi
·
2000 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2000 00:00
Ne zaman “insan rasyonel bir canlıdır” deseler ağızlarına kürekle vurasım geliyor. Ama bu kızgınlığım bile irrasyonellik parçaları taşıyor. Zira insanlar gerçekten gün boyunca çok fazla rasyonel karar alıyor; yoksa daha çok insan virüsten korunmak için sıvı sabun içer ve günün sonunda sağ kalım oranımız %2 filan olurdu. Ama ben kendimin ve başkalarının aldığı irrasyonel kararlara daha fazla odaklanıyorum, çünkü onların hayatımı mahvettiklerini düşünüyorum. Ediyorlar da :) Yazar, irrasyonel düşünmeyi psikolojik, sosyolojik ve bilgi eksikliği üçgeninde kategorilere bölüyor ve evlerimizde, sınıflarımızda, meclislerimizde, hatta laboratuvarlarımızda yaşanılan irrasyonel muhakemenin nedenleri üzerinde duruyor. Bunu yaparken de bizi bir yandan istatistiğe ve sayıya boğuyor, bir yandan da tarihsel ve eğlenceli örnekler veriyor. Artıları: - İlgi çekici yüzlerce araştırma ve deney incelemesi - Tarihten örnekler - Her bölümün sonunda kıssadan hisseler. (sadece bunları bile okusanız bir şeyler kapabilirsiniz.) Eksileri: - 1992’de yazılmış. Kategoriler hala doğruysa da, bazı deney sonuçlarının güncellenmesi gerek. - İstatistikle arası iyi olmayanlar okurken zorlanabilir. Kimlere tavsiye ediyorum: İrrasyonel bir seçimle karşılaştıklarında “Abi bunlar mal ya” demek yerine “Peki neden mal?” diye soran ve yanıtlar bulmaya çalışanlara ve daha akıllı seçimler yapmak isteyenlere tavsiye ediyorum. Benzer kitaplar: Hatasız Düşünme Sanatı – Rolf Dobelli Safsatalar – Tevfik Uyar Aklın ve Bilimin Işığında Eleştirel Düşünme Kılavuzu - Normand Baillargeon
Bilim
İrrasyonelStuart Sutherland · Domingo Yayınevi · 2015624 okunma
7/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2000 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2000 00:00
Antidepresan aldığım halde neden hala depresyondayım? Bütün yolculuklar bir soruyla başlar. Kendisini bildi bileli kronik bir üzüntüyle mücadele eden Johann Hari de otuz yaşına geldiğinde bu soruyu sorar kendine. 18 yaşında antidepresan kullanmaya başladığı günü hatırlar: doktoru bütün bu sorunların beynindeki hormon dengesizliğinden kaynaklandığını belirtmiş ve dengeyi sağlamak için antidepresan yazmıştı. Sonra sırasıyla şunlar oldu: bir süre mutlu hissetti kendisini Johann, sonra hüzün geri geldi, yine doktora gitti ve ilacın dozu arttı, yine mutlu hissetti, yine hüzün geri geldi, doktora gitti ve ilacın dozu arttı. Johann otuz yaşına geldiğinde hem kilosu hem de ilacının dozu artmış şekilde bakakaldı dünyaya ve neden ilaç aldığı halde depresyonda olduğunu sorgulamaya başladı. Önce lanetli olduğunu düşündü ama, başka bir soru daha kemiriyordu içini: -> Madem sorun bende, o zaman neden bütün dünyada depresyonda olan insan sayısı bu kadar arttı? Sonrası gazeteci Johann Hari’nin bütün dünyayı dolaşıp alanında uzman bilim insanlarıyla konuşup depresyonun nedenlerini bulma ve kendince ondan nasıl kurtulunabileceğinin hikayesi. Neden bu kitabı öneriyorum: Önemli bilimsel makalelerden ve bilim insanlarıyla yapılan konuşmalardan oluştuğu halde okuması rahat ve akıcı bir dille yazılmış. Konular, her modern çoksatanda olduğu gibi özenli bir şekilde kategori edilmiş. Başta Robert Sapolsky olmak üzere Johann Hari’nin röportaj yaptığı bilim insanları konularında uzman isimler. Depresyon tanısının geçmişini, konuyla ilgili önemli araştırmaları ve makaleleri okuyucuyu sıkmadan anlatabiliyor. Barındırdığı öyküler de ilgi çekici. Ancak okuma yaparken dikkatli olmak gerekiyor. Yazar, bilim insanı değil de gazeteci olduğu için alıntıladığı makalelerle ve yaptığı röportajlarla
Bilim
Kaybolan BağlarJohann Hari · Metis Yayınları · 20191,914 okunma