Emir Bozkurt

Emir Bozkurt
@HyperActivS
yazmakla ilgili denemelerimi okumak için; medium.com/@emirbozkurttt/... hikâyelerimi okumak için; medium.com/@emirbozkurttt/... şiirlerim için; antoloji.com/m/uyeler/emir-b...
“Hayatın belki en büyük ironisi o kadar beklediğimiz şeylerin o kadar beklemeye değmediğini o kadar bekledikten sonra fark etmek.” -Yasin Ramazan`ın twitinden alıntıdır.
1000Kitap
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
İnsan, başını diğer tarafa çevirdiği sürece en korkunç şeylere bile dayanabilir. Fakat bu şeyleri sıcağı sıcağına düşünmeye kalkışırsa dayanamaz, ölür.
Sayfa 101
“Danalar, hiç öğrenemeyecekleri bir nedenle kolayca bağlanıp kesilmeye mahkûmdur... Sadece kanatları olabilenler ise uçabilecek, kölelikten kurtulabilecektir...” Donna Donna-Joan Baez
1000Kitap
“Ölüm de doğal bir olay, hepimizin başına gelecek. Ama trafik kazasında ölüyorsanız bu doğal ölüm değildir. Müsilaj o anlamda “doğal” bir olay değil. Doğal bir olay olsaydı, Marmara’nın 2000 senelik oşinografik tarihinde buna mutlaka rastlardık. Osmanlı’da Marmara Denizi kızarsa kayıtlara geçmez miydi? Marmara Denizi’ndeki anomaliler 1989’dan itibaren başlıyor. ‘89’dan önce böyle şeyler yok ki. Bunu biraz oturup düşünmek gerek.” -LEVENT ARTÜZ
1000Kitap
“Okullarda Marmara Denizi’yle ilgili bir ders var mı? Dünyanın birçok kentinde doğa tarihi müzeleri var. İstanbul’da var mı? Yok. Doğa tarihi müzesi olgusu 1800’lerden bugüne gelir. Biz hiç değilse bir Boğaziçi müzesi yapabiliriz. O müzede çocuklar Marmara Denizi’nin akıntılarını tanıyabilir, canlılarını, jeolojisini tanıyabilir. Müze sadece gezdiğiniz, hayattan kopuk bir yer olmamalı. Müzede bir laboratuvar, kütüphane olmalı, denizle ilgili bilimsel araştırmaların yapıldığı bir yer olmalı, yani canlı bir mekân olmalı. Bizans’ta sikkelerin üzerinde balık figürleri var. Bir zamanlar İstanbul’un amblemi balıkmış! Bir zamanlar Boğaziçi’nden bahseden şarkılar varmış. Kültürden Marmara Denizi silinmeye çalışılıyor. İstanbul’da çoğu yerde erguvan, ıhlamur gibi ağaçlar yok. Böyle bir ortamda insanın duyarlı olması nasıl beklenebilir? İnsanlar kendine “bir tane bile İstanbul kelebeğinin adını biliyor muyum?” diye sormalı. Soyadında bosphorus olan, bu bölgeye endemik böcekler var. Biliyor muyuz, tanıyor muyuz? Bu böceklerden biri Yıldız Parkı’nda yaşıyordu. Yıldız Parkı’nın her yerini çim yaparken böceğin yaşayabilmesi için iki tane ağaç kütüğü bırakmadılar ki içine larvalarını bırakıp soyunu devam ettirsin. Mesela Beykoz civarındaki sarıasma kuşu… Bugün sarıasma kuşunun ötüşünü tek bir çocuk bile tanıyabilir mi? Boğaziçi ve çevresinin, Marmara’nın balıklarını, deniz canlılarını tanıyor muyuz, tanıtıyor muyuz? Peki, ne bekliyoruz?” -LEVENT ARTÜZ birartibir.org/ekoloji/1170-ce...
1000Kitap