“Mutluydum, evet... Ama ‘mutluluk’ kelimesi kadar basit ve dar değildi hissettiklerim. Mutluluk, yaşanan değil, hatırlanandı çünkü. Mutluluk, sahip olduğun anda değil, kaybettiğinde, o yakıcı boşluğunu yüreğinde hissettiğinde, farkına vardığındı.”
“Sanki o an yeniden doğuyordum, bilmediğim bir acıyla. Öylesine yeniden doğuyordum ki onca yıl yaşadığım halde, hiç yaşamamış gibi, sanki yaşamayı yaşamaktan daha çok özler gibi doğuyordum. Büyülenmiştim ve bu yüzden ilk kez karışmıyordum kalbime.”