O anlarda şunu hissediyorsunuz, bizim böyle bir sorunumuz varmış, demek ki çözüm bulmakta geç kalmışız. Bir de kurduğumuz klişe cümle gelir ardından “Bu felaket bize ders olmalı!” Nedense ne felaket biter ne de doğru dürüst ders çıkarılır felaketlerden ta ki unutulup yeniden yaşanana kadar.
Karşısındaki adamın dertleşmeye ihtiyacı olduğu yüzünden anlaşılıyordu. “ Çok garip” diye düşündü Atlas “ söz konusu dertleri paylaşmak olduğunda, İnsanlar arasındaki tüm sınıf farkları bir anda ortadan kalkabiliyor.”
İnsan denen canlı böyleydi işte. Üzerine hangi pahalı takım elbiseyi geçirirse geçirsin yeryüzünün en vahşi yaratıklarından birisiydi. Sergilediği vahşet için kimi zaman haklı nedenleri vardı kimi zaman ise haksızdı. Mesele bu kadar basitti
Köylülerin tümü yoksuldu. Çoğu kapılarının önünde uyuyor, akşam yemeği için soğan ve benzeri sebzeleri doğruyorlardı. Kimileri çeşme başında yaprak ve ot yıkıyordu. Onları yoksul bırakan şey vergiydi - devlete giden vergi, kiliseye giden vergi, Soylu beyefendilere giden vergi ve genel vergi. Bunca verginin altından bu köy nasıl kalkabiliyor, Nasıl yok olmuyordu, insan şaşırıyordu doğrusu!
Sayfa 34 - Türkiye iş bankası kısaltılmış metin·Kitabı okudu