Ben de size gönül esaretimi inşallah yolunuzda ölmek, kucağınızda canımı teslim etmekle ispat ederim. Heyhat! Acaba bir biçareye hakiki ruhu olan cananının kucağında can teslim edip de ölümünde hayatından ziyade lezzet bulmak nasip edecek kadar felekte insaf var mıdır?
Ah! Sen niçin bu memleketlere düştün! Güzel bedeni tecelli nurundan yaratılmış bir meleğin bu kara topraklar içinde ne işi vardı? Benim için mi geldin? Allah aşkına söyle! Benim içinse yoluna ne türlü hediyeler saçayım? Cana cevher demişler, fakat senin gibi bir misafirin yoluna hediye edilmek için o cevherin de kıymeti yoktur. Bak! Ne kadar deli deli söylenip duruyorum. Ya ne yapayım! Muhabbetin insanda idrak mı bırakıyor? Daha sana sahip olamadım, elimden kaçırmak korkusuyla helak olacağım.
Adalet!- Bütün insanların sevdiği,
Herkesin istediği, dilediği, hasretini çektiği,
Ona bağlıdır, halka bunu bahşetmek.
Ama ah! Neye yarar insanoğlundaki akıl,
Engin topraklara, sanır ki, görmekte kötü bir rüya, Lanetlenmişlerin lanetlenmişlerle bir olduğu,
Yüreğindeki iyilik, elin istekliliği
Hummalı şekilde karıştıysa devlette işler
Ve ekleniyorsa kötülüklerin üstüne kötülükler.
Kim bakarsa bu yüksekteki mekândan aşağıya
Kanunsuzluğun kanunen üstün geldiği
Ve yanılgılarla dolu bir dünyanın ortaya çıktığı.