İnsanlıktır bu...Kat kattır, en sağlam, en güzel mücevheri alt kattadır, soydukça insanlığı, kabuğundan soydukça bir kat, iki kat, üç kat, dört kat, beş kat gittikçe aydınlanır insanlık, güzelleşir.Çirkin olan insanlığın en üst kabuğudur.Adam olan hem kendi kabuğunu hem insanlığın kabuğunu durmadan soymaya başlar.Soydukça ortalık aydınlanır, soydukça...
Dünyaya ait her bir ilgi, insanın eteğine farkına varılamayacak kadar ince ve gizli bir çengel atar.Evlatlar, arzular, mal mülk kaygısı, varlığa hükmetme ihtirası, benlikler, yönetme ve emretme hakimiyeti...Bir uçtan diğer bir uca koca bir dünya işte...O küçük küçük çengeller gitgide bizim yürüyüşümüzü, ilerlememizi farkında olsak da olmasak da geciktirmeye başlar.Yolda yürürken eteklerimize takılan dikenlerdir onlar.Bir müddet sonra bir de bakmışız dikenler bizi donatmış, adımlarımızı yavaşlatmış, bizden bir parçaya dönüşmüş hatta bizi istila etmiş...