Hayatın cilvesi olsa gerek, bazı geceler geçmiş kapımı çalar, canımı acıtmaktan kendini alikoymazdi. Her zaman gözlerimi kapatır bir çocuk gibi geçmesini bekler idim o günlerin. Benim şeytanlarım, yatak altı canavarlarım vardı çocukken. Şimdi hepsi birer kağıt parçası olmuştu. O günlerden bir gün kapımı çaldığında aslında beni incitmek için değil, canavarlarımin beni korumak için geldiğini çocuksu bir melodi ile anlamıştım. Ben, çocukken kötülük ile tanışan çok büyük bir tecrübe edinmiştim esasen fakat bunu farketmem gözlerimi kapatıp gitmesini beklemekten, uzun sürmüş olsa gerekti. Bu sefer gözlerim açık, kalbim zırhsiz omuzlar iken acıyı ve yalnızlığı farkettim ki ileriki yaşlarıma büyük bir armağan hediye bırakmıştı, çocuksu bir melodi beni kötülükten korumak için, oradaydı. İyi bir insan olmanın yolunu benden önce o çizmişti. En çok korktuğum şeylerden ben korumustum kendimi. Hatalar, anilar. Hepsi bir pusula olup yolumu apaydin kılmak için orada gizli bir sandığın içinde bekliyordu. Yapılması gereken tek şey, o çocuksu merakı sahiplenip açmak idi
İşte, yine bir gece kalbimi uyutmayan bu acı sahip olduğum gücü hatırlatmıştı bana.