-Yalnızlık-
Kuş uçmaz kervan geçmez bir yerdesin
Su olsan kimse içmez
Yol olsan kimse geçmez
Elin adamı ne anlar senden?
Çıkarsın bir dağ başına
Bir ağaç bulursun
Tellersin pullarsın
Gelin eylersin
Bir de bulutları görürsün
Bir de bulutları görürsün
Bir de bulutları görürsün
Köpürmüş gelen bulutları
Başka ne gelir elden?
Çın çın ötüyor yüreğimin kökünde
Şu dünyanın ıssızlığı
Tanrı kimsenin başına vermesin
Böyle bir yalnızlığı
Yaşar Kemal
Akşam olur mapushane kitlenir
Kimi kağıt oynar kimi bitlenir
Kiminin temyizden evrakı gelir
Düştüm bir ormana yol belli değil
Yatarım yatarım gün belli değil
Mapushane içinde üç ağaç incir
Kolumda kelepçe boynumda zincir
Zincir sallandıkça her yanım sancır
Düştüm bir ormana yol belli değil
Yatarım yatarım gün belli değil
Yaşar Kemal
Sözlerime Temelkuran'ın üslubunu genel kavramlarıyla açıklayarak başlamak istiyorum. Kitapları, onun diline hakim olmayanlar için oldukça kopuk, bağlantısız ve karmaşık olarak nitelendirilebilir.
“Bu bakımdan gelişen düşünselleştirme ve rasyonelleştirme süreci, içinde yaşadığımız şartları anlamadaki bir gelişmeye işaret etmez. Vardığımız nokta bu şartları anlamayı sahiden istememiz halinde herhangi bir zamanda bunu yapabileceğimiz bilgisi ya da inancıdır. O halde sürecin anlamı ilke olarak gizemli, öngörülemez kuvvetler tarafından yönetildiğimiz değil, aksine ilke olarak her şeyi hesaplama yoluyla denetleyebileceğimizdir. Bu da dünyayı büyüden sıyırma anlamına gelir.” Max Weber
“...oysa İbrahim, herkesten büyüktü. Kudreti nedeniyle büyüktü, kudretinin kaynağı güçsüzlüğüydü; bilgeliği nedeniyle büyüktü, bilgeliğinin sırrı akılsızlığıydı; umudu nedeniyle büyüktü, umudunun biçimi delilikti...”
S. Kierkegaard