Ben sizden de değilim diğerlerindende.Ben,ölüme dair yemin etmeyenlerden,tehdit savurmayanlardan,dinini ve ırkını aklının yerine koymayanlardanım.Ben hâlâ şiir okuyanlardanım.
Bir mesafe olmalı.Düşmanınla senin aranda, yediğin darbeyle iç organlar arasında,bireyle toplum arasında,geçmişle bugün arasında, anılarla vicdan arasında...Bu hayatta yaptığın ya da hissettiğin her şeyde bir mesafe olmalı.Mesafe seni korur.Sıkı bir yumruk yemenin püf noktası,mesafeyi nasıl yaratacağını bilmektir.
Mesafeler her zaman bizi darbe almaktan, yaralanmaktan korur mu? Yoksa asil yaralayıcı olan midir mesafeler, insan iliskilerden yoksun nasil yasayabilir. Kendini kapatmis birinin basina gelebilecek kotu seylerden etkilenmedigini kim nerden bilebilir 😊
Beklemek doğru mudur, bilmiyorum. Zira bir yerden sonra küf kokuyor beklemek denilen eylem. Bekleyen kurtlanıyor da beklenene hiçbir şey olmuyor. Söylenemeyen sözler için mi bekler insan? Bu sonuçsuz uzun bekleyişlerin mantıklı bir sebebi olmalı. Kalbin sebebi vardır elbette. Ki beklemeyi sever kalp; çünkü acı çekmek, mutlu olmak kadar besindir onun için. Ancak bir bütün olarak bakıldığında insan sağlığına zararlı bir iştir, beklemek. Ki insan neyi beklerse o gelmez. Gelse bile vaktinden çok sonra açan bir çiçek gibidir. Geç açar, tez solar!Ve her şey bir kenara; bilinen en genel gerçektir gidenin dönmeyeceği. Beklemek neye kazanç sağlar ki?
İsterim ki kitaplıklarımız tus kpss ygs lys kitaplarıyla değil Nazım, Turgut, Tomris, Dostoyevski, Halide, Reşat Nuri, Aziz, Mustafa Kemal Atatürk gibi daha ismini sayamadığım adamların kadınların kitaplarıyla dolsun. Dolsun ki bu ülkemiz paranın statünün peşinde koşmasın sadece. Biz insanlar bedeni doyurmayı değil ruhu doyurmayı da öğrenelim. Öğrenelim ki bir gülümsemenin kaybedilmemesi gereken en kıymetli şey olduğunu bilelim ve öğretelim ki herkese bizi biz yapan kendini ve başkalarını anlamaktan geçer. Bunun içinde bir kitap okumak ya da bir müzik dinlemek ya da bir film izlemek belki de her şeyin başında gelir.