Uzun zamandır okumak istiyordum bu kitabı, sonunda okudum. Beklentimin üstünde bir eser olduğunu belirtmek isterim.
Kahramanımız, Müzeyyen’e sevdalıdır. Sözcükler, bu derin sevdadan yoğrularak kişilik bunalımlarını, ruhsal iniş çıkışları ve insanın kendi içinde düştüğü çelişkileri birbirinden güzel monolog ve dialoglarla önümüze seriyor.
58 sayfacık; hacim olarak küçük, üslup olarak büyük bu güzel kitabı okumanızı ve yazarın kendine has tarzıyla tanışmanızı mutlaka öneririm.
Kitabın filmi de çekilmiştir. Film de güzel fakat kitap kadar değil. O havayı vermiyor pek. Zaten bazı kısımlar bayağı değiştirilmiş. Ancak dialogların bazıları aynen aktarıldığı için güzel.
Yeni yazar okumalarıma tam gaz devam ediyorum. Bu ay Adalet Ağaoğlu’nun kalemiyle tanıştım. Fakat sanırım yanlış kitapla başladım ya da benim için zamanlama yanlıştı. Çünkü okurken pek bir keyif alamadım.
Kitap, içinde altı farklı hikayeyi barındırıyor. Hepsi de bir şekilde “düşmek” kavramıyla ilişkilendiriliyor. Şu ya da bu hikayeyi sevdim diyemeyeceğim. Yalnız şunu söyleyebilirim ki bir hikayesinde bazı anlatımlar canımı biraz sıktı ama bunu burda yazmak istemiyorum. Yazarı daha önce okumadıysanız size tavsiyem bu kitaptan başlamamanız.