Yaşadığımız ağır travmaları kaldıramadığımızda farkında olmadan zihinsel çözülmeler yaşayabiliyoruz. Kendimizi hissetmekte zorlandiğimiz, kendimizi kendimize yabancı hissettiğimiz hatta kendimizi dışarıdan izliyor gibi hissettiğimiz zamanlar oluyor. Bunlar her insanın zaman zaman deneyimlediği şeyler olsa da, ağır travmatik durumlarda kronikleşebiliyor.. Ve en kötüsü de bunun farkına bile varamadan bir ömürü böyle yaşayabiliyoruz. Kendimize yabancı, hayata parçalı bakarak devam ediyoruz, otomatik pilotta yaşamaya.. Kitap bunun farkındalığını yaşatıyor.. gelelim dissosiyasyonun mantığına.....
Travma esnasında ( genelde çocukluk çağı travmalarında) yaşanan travmatik durumdan kendini korumak isteyen zihin ilginç bir savunma mekanizmasına giriyor. Parçalanma..
Yani kendinizi dışarıdan deneyimleyince, hissizleşince,
"Bu yaşananlar benim değil, başkasının başına geliyor" gibi bir ilizyon içinde rahatlatıyor zihnimiz kendini...
Böylelikle o duruma ve kendimize yabancılaşınca travmanin ağırlığından sıyrılıyoruz. Ama unutulmamalıdır ki, üstünü kapattığımız her şeyin altında kalırız.. biz unuttuk atlattık zannetsek bile, içimizin bir yanı, bir parçası o travma anına sıkışıp kalıyor. O sıkışan parçaları, anlamak görmek, ve hayata parçalı değil de daha bütünsel bakabilmek adına çok güzel ve faydalı kitap...