...Biraz askerliğinden bahsetti. Ama konuşurken fark etti ki bahsettiği askerlik kendininkiki değil de etrafta askerlik diye anlatılan, öteden beri duyduklarından derleme gibi bir şeydi. Böyle anlatınca safi anlatan olunuyor dinleyen de duymak istediğini alan olup hiç yorulup üzülmeden ortaya karışık manasız ve ifadesi güç şeyler dökülmeden yüz kere dinlenmiş bir masalın sıkılmadan dinlenen yüz birincisi dökülüyordu. Sonunu zaten nerdeyse birlikte tamamlıyorlar, temenniler beraber bir ağızdan ediliyor, tabii tabii'ler, sanki bir ağızdan çıkıyor, anlatanla dinleyen cetvelle çizilmiş gibi duran söz çizgisinin üstünde muntazaman buluşuyorlardı.