Bir çoğumuz Sabahattin Ali'yi "Kürk Mantolu Madonna" kitabından tanırız. Bu kitap çoğu kişiyi etkilemekle beraber beni Kuyucaklı Yusuf ve İçimizdeki Şeytan kadar etkilemedi açıkçası.
İçimizdeki Şeytan... Aslında çoğumuzun işlediği günahlardan sorumlu tuttuğu bu şahıs, Ömer'in bir bakıma sadece içinde kalmamış, tüm benliğini kaplamış gibi. Kitabın başından sonuna kadar Ömer'i çok sevdim. Düşünceleriyle ve hatta bunalımlarıyla bile beni kendisine hayran bıraktı.
Ömer'in dış görünüş betimlemesi bile o kadar iyiydi ki, resmen karşımda gördüm ve onu tanıdım, onunla arkadaş oldum.
Kitabın sonlarına doğru birkaç insan Ömer'i sevmemeye başlayabilir belki. Çünkü gittikçe dışına çıkıyordu içindeki şeytan.
Ve Ömer bu sebepten kendini kötü olarak nitelemeye başladı.
Bence hayır, ne kadar kötülük yaparsa yapsın, ne kadar kendini kaybederse kaybetsin bu durumdan dolayı Macide'yi derin bir muhabbetle sevmesine rağmen kendisinden uzaklaştırdı. Ve kendi elleriyle, yüreği ne kadar acısa da bir başka erkekle olmasına göz yumdu. Bunu Macide'nin mutluluğu için ve yalnız kalıp iyileşmek için yaptı.
Kendisinin de söylediği gibi çok zeki bir insan Ömer.
Ve her ne kadar inkâr etse de çok iyi bir insan.
Bakalım siz Ömer ve Macide hakkında ne düşüneceksiniz
Keyifli okumalar.