Kendi zihnimin altını üstüne getirdiğim zaman orada yol arkadaşı ve denk olmak ve dünyayı daha yüce amaçlara sevk etmek yönünde asil duygular bulamıyorum. Kendimi, kısa ve alelade bir şekilde, insanın kendi gibi olmasının çok daha önemli olduğunu söylerken buluyorum.Eger asıl bir biçimde ifade etmenin yolunu bilseydim,başka insanları etkilemeyi hayal etmeyin,derdim.
Sadist karakterli kişi,belirsiz olan ve önceden kestirilemeyen, onu kendiliğinden nitelikte ve özgün tepkiler göstermeye zorlayacak sürprizler yaratan her şeyden korkar. Bu nedenle de yaşamdan korkar. Yaşam, doğası gereği, önceden kestirilemeyen ve belirsiz olaylarla dolu olduğu için sadisti korkutur. Yaşam örgütlüdür, ama düzenli değildir; yaşamda kesin olan bir tek şey vardır, o da tüm insanların ölümlü olduğu gerçeğidir.
Sadistlik, daha iyi yanıtların bulunamadığı zamanlarda insan olarak doğmuş olma sorununa bulunan yanıtlardan birisidir.Bir başka varlık üzerinde mutlak denetim, bir başka varlığa oranla mutlak güçlülük deneyimi,özellikle gerçek yaşamı üretkenlikten ve sevinçten uzak olan kişilerde, insan varoluşunun sınırlarını aştıkları yanılsamasını yaratır. Temelde, sadistliğin hiçbir pratik amacı yoktur; sadistlik "entipüften" bir şey değildir, bir "tutkunluk"tur. Güçsüzlüğün mutlak güçlülük deneyimine dönüşmesidir; ruhsal sakatların dinidir.