I’m FROG

I’m FROG
NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE! ℳ𝒾𝓁𝓁ℯ𝓉 𝓈𝒶𝓃𝒶 𝓀𝒶𝓃𝒶𝓁𝒾𝓏ℯ 𝓂𝒾 ℴ𝓁𝒶𝒸𝒶𝓀?
9/10
·83 syf.··
2025 35. kitabı
Oyunların şahı olan bu oyunun zihinsel anlamda neler yarattığına dair hiç kafa yordunuz mu bilmiyorum. Ama tesadüf kavramıyla hiçbir alakası olmayan satrançta insanın kendisine karşı oynamak istemesinin mantıksal açıdan saçmalık olduğunu anlamak için çok da kafa yormaya gerek yok. Aslında satrancın cazibesi, stratejisinin her beyinde farklı biçimde gelişmesinden kaynaklanır. Bu ruhsal savaşta siyah, beyazın o an hangi hamleleri yapacağını bilemez ve sürekli tahmin etmeye, kaçış yolları bulmaya çalışır; bu esnada da beyaz taş, siyah niyetini anlamaya ve hamlesini kavuşturmaya çalışır. Aynı kişi hem siyahı hem de beyazı oynarsa o kişinin beyni hem her şeyi bilmek hem de bilmemek durumundadır bu büyük bir çelişkidir beyaz olarak oynarken bir dakika önce siyah olarak hedeflediği şeyi zihninden silmelidir. Bilincin ikiye bölündüğü bu iki kişilik düşünme şeklinde beyin tıpkı bir cihaz olduğu gibi açılıp kapanmak ister yani Satranç karşı oynamak kendi gölgenin üstünden atlamak gibi bir çelişkidir sözün kısası bu imkansızlığı bu saçmalığı çaresizlik için aylarca denedim ancak aklımı kaçırmamak ve delirmemek için başka şansım yoktu içinde bulunduğum korkunç durum nedeniyle hiçliğin beni etkilemesindense kendimi siyah ve beyaza bölmeyi denemek zorundaydım. Bir satranç sever olarak hoşuma giden bir kitap oldu. Satranç, bu hikâyede bir oyun olmaktan çıkıp bir hayatta kalma stratejisi, bir içsel terapi, hatta zamanla bir takıntı haline geliyor. Zweig’in satrancı bir metafor olarak kullanması gerçekten çok güçlü. Karakterlerden Dr. B., Naziler tarafından tek başına hücrede tutulurken bir satranç kitabı buluyor. Kitap onun hayatta kalma aracı oluyor ama aynı zamanda zihinsel olarak da onu zorluyor.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,6bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·504 syf.··
2025 34. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2025 18:30
Ne kadar ayfer tunç’un üçleme kitabının sonundan başlamış olsamda güzeldi.( yanlışlıkla 3. Kitap olan Osman’dan başlamış olsamda) hayattan dersler veren sürükleyici bir kitaptı benim için. Osman’ın günlüklerinden ve farklı kişilerin gözünden olayların anlatılması, insana farklı bakış açıları kazandırması açısından güzel. Modern toplumun en çok konuşulan ve tartışılan meselelerinden biri de tüketim kültürüdür. Oysaki tüketim, insanoğlu ile var olmuş bir süreçtir ancak zaman ve mekân bu durumu farklı bir boyuta taşıdığında yani tüketim; ihtiyaç, istek gibi doğal sebepler haricinde bir “imaja” dönüştüğünde tartışmalı bir noktaya gelir. Ayfer Tunç’un bir üçlemenin son romanı olarak yayımladığı Osman adlı eseri başkahramanın dünyası, ilişkileri, tercihleri ve bütün bunların sonucu olarak yaşam biçimiyle tüketim kültüründen beslenen pek çok özelliğiyle dikkati çeker. Genel olarak yakın geçmişi, 1990’lı yılların Türkiye’sini anlatan roman, daha çok “elit” bir dünyaya ait yaşam biçimlerini konu edinir ve Tanzimat Dönemi’nden itibaren romanımızda işlenen “baba-oğul” ilişkisini arka planda ancak çarpıcı bir şekilde ele alır. Romanın merkezinde ise farklı sebeplerle tüketim kültürünün bir parçası olan “marka”nın, kahramanın hayatında bir “varoluş” haline dönüşmesi dikkat çekicidir. Çekirdek aileden gelen birtakım alışkanlıkların değişip dönüşmesi, yaşamının uzunca bir süresini sadece tüketerek sürdüren Osman’ı, yoksulluğa sürükleyerek iç dünyasında da derin bir çöküşe sebep olur. Tüketim kültürü farklı disiplinlerin konusu olmakla birlikte son yıllarda kurmaca türlerin de içerik alanını belirleyen tartışmalardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada da Osman romanı tüketim ve tüketim kültürü kavramlarından yola çıkılarak eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirilmeye
Alıntı
OsmanAyfer Tunç · Can Yayınları · 20208,3bin okunma
9/10
·256 syf.··
2025 31. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2025 17:50
Çöl Çiçeği, Somali asıllı model Waris Dirie’nin gerçek hayat hikayesini anlatıyor. Kitap, Waris’in çöldeki göçebe hayatından başlayarak, ailesinin onu yaşlı bir adamla evlendirmek istemesi üzerine evden kaçmasıyla devam ediyor. Daha sonra Londra’ya kadar uzanan ve orada temizlikçilikten dünya çapında bir süper model oluşuna kadar uzanan etkileyici bir yaşam öyküsüne tanıklık ediyoruz. Kitabın en çarpıcı yönlerinden biri de Waris’in kadın sünnetine (FGM) karşı verdiği mücadeledir. Waris, çocukken yaşadığı bu acı deneyimi anlatırken, aynı zamanda bu uygulamaya karşı dünyada farkındalık yaratmak için nasıl mücadele verdiğini de okuyucuya aktarıyor. Çöl Çiçeği, sadece bir başarı hikayesi değil; aynı zamanda bir insanlık çağrısı. Waris’in yalın dili ve yaşadığı zorluklar o kadar etkileyici ki, kitap boyunca duygusal bir bağ kurmamak neredeyse imkânsız. Göçebe bir hayattan modern hayata geçişteki kültürel çatışmalar da oldukça dikkat çekici biçimde anlatılmış.
Alıntı
Çöl ÇiçeğiWaris Dirie · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 201411,7bin okunma
İlk defa bir kitap beni ağlattı.
10/10
·184 syf.··
2025 24. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2025 23:11
Şeker Portakalı, Brezilyalı yazar José Mauro de Vasconcelos’un en ünlü romanlarından biridir. Kitap, yoksul bir ailenin çocuğu olan Zezé’nin hayatını anlatır. Zezé, beş yaşında zeki, hayal gücü geniş ama yaramaz bir çocuktur. Ailesi fakir olduğu için zor bir hayat yaşar ve sık sık sert cezalar alır. Ancak o, tüm bu zorluklara rağmen içinde sevgi ve umut taşır. Zezé, bahçelerindeki şeker portakalı ağacı ile arkadaşlık kurar ve ona dertlerini anlatır. Onunla hayaller kurar, oyunlar oynar. Aynı zamanda, tesadüfen tanıştığı Portuga adındaki iyi kalpli bir adamla güçlü bir dostluk geliştirir. Portuga, Zezé’ye hayatın güzelliklerini ve sevgiyi öğretir. Ancak bu dostluk, acı bir olayla sınanır ve Zezé erken yaşta hayatın zorluklarıyla yüzleşmek zorunda kalır. Roman, çocukluk masumiyeti, yoksulluk, aile içi şiddet ve sevginin iyileştirici gücü gibi temaları işler. Duygusal ve etkileyici anlatımıyla birçok kişiyi derinden etkileyen bir eserdir.
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,5bin okunma