“Bir gezegen görmüştüm, kırmızı suratlı biri yaşıyordu orada. Bir kerecik olsun çiçek koklamamış, hiç yıldız görmemiş, hiç kimseyi sevmemiş. Sayıları toplamaktan başka bir şey yapmamış hayatında. Yine de bütün gün senin gibi ‘Önemli bir adamım ben! Ciddi bir adamım!’ der dururdu. Gururundan yanına varılmazdı. Ama adam değil mantarın tekiydi.”
Hakikate ermek,
Kendini de dünyayı da okuyup,
Anlayıp yutmak,
Ve dürüp kaldırmak mıdır defteri?
Yoksa kendimde ve dünyada
Anlaşılmaz olanın gövdesinden
Kendine yeni bir kendilik
Yontup çıkarmak mı?