Zorbalar geleneksel aileleri severler, bu ailelerde kadın köledir ve çocuklar tebaa, ama baba-müstehcen, gülünç ve sefil olsa bile- kendi evinde hâkimdir ve bizim hükümdarların arketipidir, evet, tanrılarımızın ve krallarımızın yaşayan modeli babadır!
“Hayatta o kadar çok şeyle ilgileniriz ki, belirli bir durumda, henüz mevcut olmayan bir mutluluğun temeli atılırken, aynı sırada, çektiğimiz bir acının doruk noktasına çıkması oldukça sık rastlanan bir durumdur”. Uzun süredir okumak istediğim bir yazardı. Hazlar ve günler kitabıyla az da olsa seride nelerle karşılacağım belli gibiydi. İlgilendiğimiz şey veya şeyler bir biçimde bizi derinden ya da orta yoldan etkiler. Mutluluğu aramak mı gerekir yoksa beklemek mi? Marcel proust bey bu tarz hayatiyeti konulara değinmiş. Değişik bir kitaptı açıkçası. Okurken yer yer bir çırpıda okunması zor paragraflar bütünüyle karşılaşıyorsunuz. Sizi sıkabileceğini önceden bilmeniz gerekir. Aksi takdir de böyle yazarları okumak için ciddi bir okur ve okurken sabırlı olmanızdır önemli olan. Bir sinir bilimci olan bu beyefendi; ciddi mana da aşk, mutluluk, hazlar, acılar, hayatın anlamı ve daha bir çok durumla ilgili, kimi yer de çözümleme kimi yerde çözümlemenizi bekleyen incelemelerde bulunur. Okunmasını tavsiye ederim.
Bizi kimi insanlarla karşılaştıran tesadüfler onları sevdiğimiz zamanla çakışmadığı için, o zamanın dışına taşarak, aşk başlamadan önce ve bittikten sonra ortaya çıkabildiği için, daha sonra hoşumuza gideceği kaderimizde yazılı olan bir insanın hayatımızdaki ilk görüntüleri, geriye baktığımızda bir uyarı, bir kehanet niteliğine bürünürler.
İnsan ancak kendisi için, sevdikleri için korkudan titrer. Mutluluğumuz artık o sevdiklerimizin elinde olmaktan çıkınca, yanlarında ne müthiş bir sükûnet, rahatlık ve cesaret buluruz!