Serhat Diyaroğlu

Serhat Diyaroğlu
@InFlames2
öğrenci
İTÜ
İstanbul
İstanbul, 18 Ağustos
7 kütüphaneci puanı (Geçen ay: 4)
345 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
bırakalım geçmişi, olan oldu, gemlemek zorundayız göğsümüzdeki yüreğimizi.
Sayfa 400 - 18.Bölüm; Akhilleus, annesi Tanrıça Thetis’e
Serhat Diyaroğlu
#66672233
Reklam
Rüya uykusu sırasında ise beyin normal girdilerden yalıtıldığı için, içeride gerçekleşen etkinleşmeler, korteksin uyarımında devreye giren tek kaynaktır. Bu içsel etkinlik, uyanıkken de hayal gücünün ve sanrıların (halüsinasyon) temelini oluşturur.
Nörobilim
Serhat Diyaroğlu
...Uykuda görüş (rüya) gerçek dünyada herhangi bir şeye sabitlenemeyen ya da bağlanamayan bir algıya işaret ederken, uyanma algısı da önünüzdekilere biraz daha fazla adanmış olduğunuz bir rüya görme deneyimini andırır.
Endorfin diye bir mutluluk hormonumuz var bizim. Bu hormon sevdiğimiz, âşık olduğumuz zaman bizim acı eşiğimizi arttırıyor. Yani acıya daha dayanıklı hale geliyoruz. Bir şeyi çok sevdiğimizde, çok istediğimizde ona giden yollara katlanmayı da bu hormon salgılıyor. Hani bir sınav vardır, yıllarca çalışman gerekiyordur ama hedefin için çalışırsın ve bundan hiç gocunmazsın; hani para kazanman gerekiyordur, bir şeyler alacaksındır ve o işe -istemesen bile katlanırsın; sevdiğin, aşık olduğun birinin nazını, cilvesini, tüm kusurlarını, ona giden yolların zorluğunu çekersin ya işte buna yarıyor bu hormon ve bu hormon olmadığında, salgılanmadığında da bir şeyleri yapmak zor geliyor. Hedef yok, istek yok, sevgi yok, geçen bir zaman ve yorulan insan var. İnsan sevmediği şeye ne kadar dayanabilir? İnsan hedefsiz bir yolda ne kadar ilerleyebilir? İnsan istemediği bir şeyi ne kadar sürükleyebilir? Hedefin olmadan yola çıkma derler ya hani, önce hedef belirle sonra zaten devam edersin, evet edersin -yolda kaybolmak istiyorsan orası ayrı. Sevdiğin işe gir derler ya hani oradaki tek mesaj "sevdiğin için yap" değildir, para bir motivasyon kaynağıdır, büyük bir motivasyon kaynağıdır evet ama endorfin çalışıyor değildir. Sevdiğin işi yap ki ne kadar zor olursa olsun dayanırsın. Kör olursun demiyorum dikkat. Ben kaybettim hedefimi, sevgimi. Sürükleniyorum birkaç senedir. Bunun için psikolojik tedaviye bile gittim ama yok. Kendimi felsefeye verdim, varoluş amacımı bulayım dedim, yine yok. "Ne istiyorsun?" diye sordum kendime defalarca, "bilmiyorum"dan başka cevap alamadım. Bilmiyorum demek zordur çoğu insan için, genelde herkes her şeyi bilir ama ben o kadar bilmiyorum diyorum ki artık bir şey biliyor muyum onu da bilmiyorum. Sürekli kısa süreli hedefler koyuyorum, oraya ulaşmaya
Serhat Diyaroğlu isimli okura yanıt verildi
Serhat Diyaroğlu
Rica ederim :) Ayrıca "Nine Days" diye bir filmde var ve bu film ne demek istediğimi sonunda çok iyi açıklıyor bence, izlemediyseniz bir şans verin derim :) Daha önce hayatta yaşamış ölmüş birisi henüz doğmamış olmamış olan 5 insanı sınava tabi tutuyor ve içlerinden dünyada yaşamaya en uygun aday yaşamak için dünyaya gönderiliyor. Çok güzel felsefi mesajları olan film bence.
Endorfin diye bir mutluluk hormonumuz var bizim. Bu hormon sevdiğimiz, âşık olduğumuz zaman bizim acı eşiğimizi arttırıyor. Yani acıya daha dayanıklı hale geliyoruz. Bir şeyi çok sevdiğimizde, çok istediğimizde ona giden yollara katlanmayı da bu hormon salgılıyor. Hani bir sınav vardır, yıllarca çalışman gerekiyordur ama hedefin için çalışırsın ve bundan hiç gocunmazsın; hani para kazanman gerekiyordur, bir şeyler alacaksındır ve o işe -istemesen bile katlanırsın; sevdiğin, aşık olduğun birinin nazını, cilvesini, tüm kusurlarını, ona giden yolların zorluğunu çekersin ya işte buna yarıyor bu hormon ve bu hormon olmadığında, salgılanmadığında da bir şeyleri yapmak zor geliyor. Hedef yok, istek yok, sevgi yok, geçen bir zaman ve yorulan insan var. İnsan sevmediği şeye ne kadar dayanabilir? İnsan hedefsiz bir yolda ne kadar ilerleyebilir? İnsan istemediği bir şeyi ne kadar sürükleyebilir? Hedefin olmadan yola çıkma derler ya hani, önce hedef belirle sonra zaten devam edersin, evet edersin -yolda kaybolmak istiyorsan orası ayrı. Sevdiğin işe gir derler ya hani oradaki tek mesaj "sevdiğin için yap" değildir, para bir motivasyon kaynağıdır, büyük bir motivasyon kaynağıdır evet ama endorfin çalışıyor değildir. Sevdiğin işi yap ki ne kadar zor olursa olsun dayanırsın. Kör olursun demiyorum dikkat. Ben kaybettim hedefimi, sevgimi. Sürükleniyorum birkaç senedir. Bunun için psikolojik tedaviye bile gittim ama yok. Kendimi felsefeye verdim, varoluş amacımı bulayım dedim, yine yok. "Ne istiyorsun?" diye sordum kendime defalarca, "bilmiyorum"dan başka cevap alamadım. Bilmiyorum demek zordur çoğu insan için, genelde herkes her şeyi bilir ama ben o kadar bilmiyorum diyorum ki artık bir şey biliyor muyum onu da bilmiyorum. Sürekli kısa süreli hedefler koyuyorum, oraya ulaşmaya
Serhat Diyaroğlu
Hedefler de tehlikeli aslında. Lisede tarih hocam bize şey derdi hep: "Çocuklar hedeflerinize dikkat edin, çünkü gerçekleşebilirler" diye. Sonra Kartaca generali Hannibal'ın hikayesini anlattı. Hannibal, Kartaca ordusuyla dönemin en güçlü ordularından Roma ordusunu defalarca yeniyor. Bu onun çocukluk hayali Roma'yı yenmek. Yeniyor yenmesine ama bunu yapmak için o kadar çok kaynak harcıyor ki Kartaca çöküyor ve tarihten siliniyor. Hedefini gerçekleştirmesi bir nevi sonu oluyor. Bizzat deneyimledim bunu, üniversite sınavına çok çalıştım hedefimi gerçekleştirmek çok istedim ve gerçekleştirdim ama psikolojik sağlığımdan oldum. Toparlamak yıllarımı aldı hala toparladım mı bilmiyorum. Toparlamak için bende felsefeye daldım işte. Diyorum keşke bazı hedeflerimi gerçekleştirmeseydim diye. Hedef belirlemekten korktum bir süre sonra anladım ki gerçekten her şey boş iş. Sonra hedefimi sevdiğim insanlarla güzel vakitler geçirmek ve hayatımı böyle anılarla doldurmak olarak belirledim. Çünkü 21 yıllık hayatımda bile geriye baktığımda gerçekleştirdiğim hedeflerim vb. şeyler asla gözükmüyor. Sadece aklımda sevdiğim insanlarla yaşadığım anılar geliyor aklıma. Böyle olunca da hayatımı bunun üzerine inşa etmeye başladım. Diğer her şey çok boş geliyor artık bana. Bilmiyorum bu çare olur mu ama şimdilik olur gibi geliyor bana, belki sana da faydası dokunur. Belki de hayatımızı illa büyük ideallere adamak zorunda değilizdir.