Book Heaven

"Anlıyorum ki Tanrı insanların birbirlerinden ayrı yaşamalarını istemiyor. O yüzden de her birinin neye ihtiyacı olduğunu açık etmiyor. İnsanların bir arada yaşamalarını istiyor. İşte o yüzden her birine herkes için gerekli olanları gösteriyor. İnsanlar kendi ihtiyaçları için yaşıyor gibi görünseler de asıl olan, herkesin sevgiyle yaşadığı gerçeği. Sevgi dolu insan Tanrı’nın yanında olur, Tanrı onun içinde olur. Çünkü Tanrı sevginin ta kendisidir."
Sayfa 30 - Kapra
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İnsan Tanrısız(Sevgisiz) yaşayamaz. Çünkü sevgisizlik ölümdür..
10/10
·48 syf.·
2022 5. kitabı
Tolstoy'un öyküleriyle lise yıllarında tanışmıştım. "İnsan Neyle Yaşar" öyküsünü tekrar okuduğumda öyle net anımsadım ki çünkü müthiş güçlü bir öyküdür. Eğer yüreğinizde inanç, iman varsa hangi dine mensup olduğunuzun hiç önemi yok. İnanç insan içindir ve evrenseldir. Bu öykü üç soruya yanıt bulmak için yeryüzüne inmiş meleğin öyküsü.. 1-İnsanın içinde var olan nedir? "Anladım ki insan içinde sevgiyle yaşar" 2-İnsana verilmemiş olan nedir? "İnsana kendi ihtiyaçlarını bilme yetisi verilmemişti." 3-İnsan neyle yaşar? 'İnsan annesiz babasız yaşar da Tanrısız yaşayamaz.' "Anlıyorum ki Tanrı insanların birbirlerinden ayrı yaşamalarını istemiyor. O yüzden de her birinin neye ihtiyacı olduğunu açık etmiyor. İnsanların bir arada yaşamalarını istiyor. İşte o yüzden her birine herkes için gerekli olanları gösteriyor. İnsanlar kendi ihtiyaçları için yaşıyor gibi görünseler de asıl olan, herkesin sevgiyle yaşadığı gerçeği. Sevgi dolu insan Tanrı’nın yanında olur, Tanrı onun içinde olur. Çünkü Tanrı sevginin ta kendisidir." İnsan Tanrısız(Sevgisiz) yaşayamaz. Çünkü sevgisizlik ölümdür..
Edebiyat
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Kapra Yayıncılık · 2020234,5bin okunma
Puan vermedi·112 syf.·
2022 4. kitabı
Kim ne derse desin insanın kendi edebiyatı, edebiyatçıları gibisi yok. Duygular evrensel olsa da yine de insanın kendi coğrafyasının duygusu kendisine daha başka yakın geliyor. Çocukluğumda okumaya Türk edebiyatı klasiklerinden değil de batı edebiyatı klasiklerinden başlamıştım. Şimdi bakıyorum da kendi edebiyatımız bana çok daha “ruhlu” geliyor. Peyami Safa kendi yaşamından yola çıkarak yazdığı Dokuzuncu Hariciye koğuşu kemik veremiyle boğuşan küçük çocuklar koğuşu aslında. 8 yaşından beri hasta olan ve hali hazırda 15 yaşında olan kemik veremi bir delikanlının öyküsü bu. Hasta ve doktor psikolojisi (doktorların sadece beden sağlığı ile ilgilenmelerini değil biraz da hastanın ruhhallerine önem vermelerini istiyor roman kahramanı), hastane ortamı,işleyişi muazzam birşekilde anlatılmış. Bu anlamda kült bir eser. Diğer yandan roman kahramanımız baba tarafından akrabası olan paşanın kızına aşık olur. Gençlerin aşkları karşılıklı olsa da kız talibi olan bir hekimle evlendirilmek isteniyor. Eskiden eserler uzun,hacimli olduğunda sıkılır fazla uzatıldığını düşünürdüm. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu 112 syf ötüken yayınlarında. Daha hacimli olsa daha bile etkili olurdu diye düşünmeden edemedim. Stefan Zweig gibi psikolojik tahlillerini beğendiğim pek çok yazardan önce keşke Peyami Safa’yı okusaymışım. Tabi herkesin yeri ayrı. Yine de tıpkı kıyafetler gibi, yayınevleri bazı yazarlara odaklanıyor ve okuma işimiz bu odaklar üzerinde dönüyor. Sonuçta piyasa da ne varsa,ne yayınlanıyorsa onu okuyoruz. Bu yönlendirilmeleri de çok sevmiyorum açıkçası. “Ağaçların bile sıhhatine imrenerek yürürdüm.“ “Büyük bir hastalık geçirmeyenler, her şeyi anladıklarını iddia edemezler. “ "İki hasta kadar birbirine yakın hiç kimse yoktur. “ “Hasta olmayanlar bizi ne kadar az
Edebiyat
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121,2bin okunma
Bizden uzaklaşmadıkça bize görünmeyen sıhhat, itiyadın verdiği hissizlikle sağlamların şuurundan kaçıp nasıl ve nereye saklanıyor? Onu ben görüyorum, çünkü benden uzak
Sayfa 107 - ötügen neşriyat
Edebiyat