2023 Nobel edebiyat ödülü sahibi Norveçli yazar Jon Fosse’un Sabahtan Akşama adlı bu novelllasının ilk bölümünde Johannes’in doğum günü ve ikinci bölümünde ölüm günü ele alınmış. Yazar son derece sade bir dil kullanmasına rağmen bir o kadar metaforlarla derinleşmiş bir kitap. Sabahtan akşama ismi bile başlı başına hayatın göz açıp kapayana kadar geçtiğini anlatıyor. Johannes balıkçı bir ailenin oğlu kendisi de balıkçı oluyor. Evleniyor, yedi evladı oluyor ve birçok torunu. Yaşı ilerledikçe önce eşini sonra en yakın dostunu kaybediyor. Kitabın eleştirilerinde balık,balıkçı ve deniz kavramlarının İsa ve Hristiyanlıkla ilgili metaforlar olduğunu öğrendim.Kısaca yalın görünen son derece derin bir kitap. Meraklısına tavsiyemdir. Bu arada kitapta hiç nokta kullanılmamış,devamlı virgüllerle devam ediyor,nokta olması gereken yerlerde boşluklar var. Bu da hayatın devamlılığına ,döngüsüne bir vurgu gibi görünüyor.Ölümün bir son olmadığı,sonsuz yaşama doğuş olduğunu işaret eder gibi algılayabiliriz.
Alıntılar
“Evet, işte böyleydi. İnsanlar gider, geriye eşyalar kalırdı”
“kişinin yaşamının en büyük acılarından biri buydu belki, annesinin korunaklı rahminden çıkıp bu kötü dünyada kendi yaşamına başlamak”
“herkesten ayrı, yapayalnız olacak, hep yalnız kalacaktı ve bütün acılar bitip de zamanı geldiğinde tükenecek, yokluğa, geldiği yere dönecekti, yokluktan yokluğa, yaşam böyle ilerliyordu, insanlar, hayvanlar, kuşlar, balıklar, evler, fıçılar, tüm varlıklar böyle...”
“Gökyüzüyle deniz bir olmuştu, deniz, bulutlar ve rüzgâr tek bir şeydi ve her şey suyla ışık olup birleşmişti”