Ayşegül Yeni

Ayşegül Yeni
@Isegul
“Meditation upon a Broomstick” (Bir Süpürge Sopası Üzerine Derin Düşünceler) adlı düzyazı parçası küçük bir başyapıttır: Bir köşeye atılmış bir süpürge Swift’in gözüne ilişir. Bunun eskiden özsuyla dolu, yemyeşil, capcanlı bir bitki olduğunu düşünür. İçini çekip, “surely man is a brommstick” (insan kesinlikle bir süpürge sopasıdır) der kendi kendine. Doğa insanı da taptaze ve canlı olarak dünyaya getirir. Ama insan yapraklarını, çiçeklerini yitirir zamanla, sararıp solar, bir süpürge sopasına dönüşür. O zaman bile iddialıdır, her şeyi temizleyip düzelteceğini sanır. Sonunda, karşısındaki şu süpürge gibi ya bir köşeye ya da başkaları ısınsın diye ocağa atılıp yok olur.
Sayfa 457·Kitabı okuyor
.... Milton bizlerin artık çok doğru bulduğu bir tutumu benimser evlilik konusunda. Milton’ın gözünde evlilik ayrıca soylu ve yüce bir kurum olduğu için, bu kurumun yüceliğine uymayan evlilikleri boşanmakla bitmesinden yanadır. Çünkü Milton karı-koca beraberliğinin yalnız cinsel bir birleşme değil, sevgi ve saygı üzerine kurulu bir anlaşma olmasını ister. Ailelerin gençleri sevemeyecekleri kişilerle evlenmeye zorlamasını, “insanlığa aykırı bir vahşet” sayar. Sevgisiz bir evliliğin, “bir insanın katlanabileceği köleliklerin en adisi, en rezili” olduğuna inanır. Milton’a göre, aralarında ruh ve kafa anlaşması olmayan karı kocalar ya “birbirlerine bağlanmış iki ceset” ya da –daha beteri– “aynı zincire vurulmuş bir ölüyle bir diri” gibidir. Böyle bir durum ise, ölümle sonuçlanabilen bir işkencedir insan için. Milton sevişmeyen, kafaca anlaşamayan kadınlarla erkeklerin, salt cinsel bir istekle birleşmelerini hayvanlara özgü aşağılık bir davranış olarak suçlar, bu tür çiftleşmelerin Tanrı’nın gözünde bağışlanmaz bir günah sayılacağını ileri sürer...
Sayfa 312·Kitabı okuyor
Shakespeare’in büyük tragedyalarında insanın alınyazısı sadece kişiliğinden kaynaklanır ve “character is destiny” (kişilik alınyazısıdır) formülü tamamıyla yerindedir.
Sayfa 242·Kitabı okuyor
Tarih
XI. yüzyılda ilkel bir biçimde görülmeye başlayan tiyatro, yalnız İngiltere’de değil, tüm Avrupa’da Katolik Kilisesi’nin törenlerinden doğdu... profesyonel oyunculukla ilgisi bulunmayan kişiler tarafından sokaklarda temsil edilirdi. Sahne sokaktan sokağa çekilen, tekerlekli ahşap bir yapı ya da büyük bir arabaydı. Bu araba iki katlıydı. Perdeli alt katta oyuncular giyinirler ve rol sıralarını beklerlerdi. Üst kat da sahne olarak kullanılırdı. Bir sahne oynandıktan sonra, araba başka bir sokağa çekilirdi. On ikiye yakın durak yeri vardı ve araba her durakta durup aynı sahneyi oynar, sonra ikinci araba gene ilk durağa gelip başka bir sahneyi oynardı. Oyunda ne kadar sahne varsa, o kadar da araba hazırlanırdı doğal olarak.
Sayfa 185·Kitabı okuyor
Tarih