Okumaktan başka ne yapabileceğim birşey, ne de gidebileceğim bir yer vardı.
Altını çizemiyorum satırların diğerleri alınır diye.
O yüzden buraya yazıyorum.
DM den uzak durun. Ne yazacaksanız buraya yazın hep birlikte gülelim.
Belleğinde sayılar uçuşuyordu ve tarihin gördüğü otuz kadar büyük vebanın yaklaşık yüz milyon kişinin ölümüyle sonuçlandığını aklından geçiriyordu. Ancak yüz milyon ölü nedir. Savaşta insan ölüyü diriyi bilmez. Nasıl ölü bir adam ancak ölü halde görüldüğünde önem taşırsa, tarih sahnesine saçılmış yüz milyon ceset de hayalimizde silik bir görüntüden başka birşey değildir.
Ne kokuyor gece böyle?
Küf mü, yara mı, hasret mi,
yoksa toprak mı?
Derinden bir sarhoş narası.
Ayyaş bir çenginin kahkası.
Sokaklar boş, kaldırımlar loş.
Bir yerlerde acı çekiyorsun biliyorum.
Eksik kalmış bir yanın,
tütsülenmiş gecede.
Uzandığın sunakta,
çoktan ölmüş bir sevdanın nefesi dudağında.
İçime kök salmış bir bahar sevinci.
Durup durup baş veriyor,
yaz demeden kış demeden.
Çocukça sevinçlerin, yersiz yurtsuz
göçebe halleri.
Ne hadsiz ne yüzsüz.
Oysaki bekliyor Azrail' im,
hatıralarım ile arama kurduğum sıratta.