Gelecek hafta sonu haziran 2022 Aret V. yaşadığım şehre geliyor ve bir tiyatroda düşüncelerini dile getirecek. Daha önce bir romanını okuyamamış yarım bırakmıştım. 1000kitapta kısa incelesi var. Bu sefer de "Çırılçıplak aşk" kitabını daha önce okuyayım dedim, belki de yeni bir yol, eserlerine yeni bir giriş bulabilirim...
Ancak daha giriş bölümünde beni iten, zorlayan bir yan var. İlk önce yazılanların öykü olmadığının düşkırıklığı. Sonra yazının sesleniş tarzı.... Kitabı bırakmaya zorluyor.
Ben okuduğum kitaplarda 60 ila 100 sayfalık bir sabır bölümü veriyorum. Bu sayfalarda beni merak, ilgi, akıcılık ile kazanamazsa o kitabı ya hoplaya zıplaya hızlı okurum, ya da tamamen bırakırım.
Bu kitap, öykü desem öykü değil, deneme desem deneme olmayan yazılarda, beni düşündüren yanı yazıların bana neden itici geldiği.... Oysa konular da ilginç, aşk, gençlik, kadın erkek ilişkileri, arkadaşlık, yalnızlık vs.
Örneğin şu bölüm beni itiyor: "işte bu yüzden kendini sevmeyi öğrenmek zorundasın. Kendini sevebilene kadar, hiçbir kaynak sevgi açlığını doyuramaz, hiçbir mutluluk kalıcı olamaz. Kendini sevmeye, kendini, geçmişini kabul ederek başlayacaksın ve kıyaslamaktan vazgeçeceksin...." Kitap bu anlatımla yazılı... Ben hiç bir şeyin "zorunda" değilim.... Bu bilmiş geçinen tv moderatör tavırları içimi bulandırıyor, bütün direnişimi ayaklandırıyor.... Yanlış değil yazdıkları, birçok facebook sayfasında karşınıza çıkabilecek "sözler".
Şuna ne demeli: "sürekli kendini suçlayan, yargılayan insan gelişemiyor, olgunlaşmıyor, büyüyemiyor, sevemiyor. Beynimize, zihnimize bir tüp çip yerleştirdiler o çip bizi hep izledi..." Yanlış değil, ama genel geçer, kendi yaşantılarından kopuk, tekten herkese, oradan kendine gelen havalı anlatımlar.... "Rahat bırak. Formatlanmış zihnimizden kurtulmak