Ahmet Ümit Kayıp Tanrılar ülkesi
(Asagidaki birinci nota ek)
Ahmet Ümit romanlarını severim. Bütün romanlarını değilse de çoğunu okudum. Bazı romanlarını bir çırpıda (Beyoğlu’nun En Güzel Abisi, Sultanı Öldürmek, Elveda Güzel Vatanım,...) Kimisini ise zorlanmama rağmen okuyamadım (Patasana, Kavim..).
(Urfa civarında yaşamış olan bir arkadaş Patasanayı severek okuduğunu, tanıdık yerlerin romanda geçmesi, işlenmesini ilgiyle okuduğunu, ancak yazarın diğer tarihi romanlarına bir türlü ısınamadığını söylemişti. Belki de bu tür romanları okumak için özel bir motivasyon mu gerekiyor? Bende ise tam tersi oldu; Bergama romanını büyük bir ilgiyle okudum, diğerlerini bir türlü okuyamamıştım.. belki bir kez daha denemek gerekiyor.)
Ahmet Ümit’in yeni kitabının çıktığını ve Bergama -Berlin polisiye romanı olduğunu duyduğumda hemen alıp okudum. Berlin'de yaşayan ve aynı zamanda her yıl Bergama civarında tatil yapan, en az yılda bir Bergama’nın antik yerlerini gezen biri olarak roman beni daha kitabı okumadan heyecanlandırdı.
Kitabı okudukça usta bir yazarın birbirinden tamamen farklı olan konuları, yerleri, dünyaları bir cinayet olayıyla bağladığını ve hatta zenginleştirdiğini hissettim. Ne korktuğum düş kırıklığı veya tamamen coşkulu bir sahiplenme olmadı!
Berlin'in çehresi gerçekten ustaca çiziliyor. Kişiler ve yerler aslina uygun.
Rakamlarla başlayan bölümlerde (1,2,3..12) Bergama Zeus Sunağında resmedilen Tanrılarla Titanların savaşı, Zeus’un söyleyişiyle anlatılıyor. Zeus tanrıları ve Titanlarla Tanrıların savaşında zaferini, oğulların babalarına karşı kazandığı savaşı anlatıyor. Belki de böylece her bölüm başında roman bölümlerinin ruhunu söylüyor sanki.
Yazılı bölümlerde (birinci Bölüm etc. ) cinayet sorusturmasi, Komser Yıldız ve Tobias’ın dünyasını da irdeleyerek