Gün içinde canlarını dişlerine takıp çalışıyorlar. gece de ilaçlar ya da televizyonla kendilerini uyuşturuyorlar ve kendi çocuklarının uğraşmak zorunda kalacakları dünya hakkında fazla ayrıntılı düşünmemeye çalışıyorlar.
İsmail bir süre düşündü. "kültürünüzdeki insanlar içindehangileri dünyayı yoketmek istiyor?" "Hangileri mi dünyayı yoketmek istiyor? Bildiğim kadarıyla ozel olarak hiçbiri dünyayı yoketmek istemiyor."
"Ama yine de onu yokediyorsunuz, herbiriniz. Herbiriniz hergün dünyanın yok olmasına katkıda bulunuyorsunuz."
Bir anime ile yazıya başlamak istiyorum. Death Note
Birçok insan animeleri çocuk işi görse de bu doğru değil. Felsefe konusunda çok kitap okumak bu düşüncenizi kıracak.
Adalet konusu Death Note'de ele alınıyor. Bir kahramanımız var bu kahraman her suçlu gördüğü (!) kişiyi öldürüyor. Televizyonda suçlu olan birini görünce öldürüyor. Ama kimse nasıl bilmiyor. Anti kahraman ise bu suçluları öldüren katili (!) arıyor.
Şimdi düşünme zamanı adalet sizce hangjsi? Adalet ne? Adalet kısas mı sizce? Yoksa suçlular bu teknoloji ve tıp (gelişmiş) ile tekrar insanlığa kazandırılabilir mi? Peki kazandırmak için uğraştık diyelim o zaman da bir sürü suçlu bu durumu görüp suç işlemeye ve kaos artmaya mı başlar? Yoksa her yapılana kısas mı koyalım? Peki kısas ile adaleti sağlayabilir miyiz? Kısas yapsak kadıyı satın alamazlar mı?
Sonuçta ne düşündük? Kısas mı yoksa suçluları geri kazanmak için bir yol mu? Yoksa suça göre ikisinden biri mi? Hangisi adalet(!) hangisi vicdana yakın, vicdanımıza yakın olan adalet midir peki?
İnsan denilen yaratığın zihninde yer etmiş olan; kendi renginin, inancının ve siyasetinin en doğrusu, en iyisi olduğuna ve dünyanın dört bir yanına dağılmış diğer tüm insanların kendisinden daha talihsiz konumlara sahip olduğuna inanmasını sağlayan o yaygın dar görüşlülük