- Oh Mustafa Kemal! Şu sıralar onun yerinde olmak istemezdim. Enkaza dönmüş Bir ordu ile bir savaş makinasının karşısına çıkacak ikş gün sonra. Onun da, ona bel bağlayanların da sonu geldi Binbaşı.
"En zoru ne biliyor musun ağabey? Geride bıraktıklarının son bakışları kalıyor aklında. Gurbette kendinle her yalnız kaldığında o bakışları hatırlıyorsun. Benim hatırladıklarım bana hep acı verdi. Sevgi dolu bakışlar değildi hiçbiri. Sen bunu yapma. Yanında sevgiyle, dostlukla bakan gözler götür. İkisi de anlayacaktır seni. Verecektir helalliğini. Hem bu ne yahu? Duyan da avcı hattına gidiyorsun sanır. Tabip Binbaşı Osman Nuri'sin sen!"
"Düşün ki bütün gün burada oturup kitap okumak zorundasın. Hava kararana kadar at nalı oynayabilirsin tabii, ama sonra işte buraya gelip kitap okumaktan başka yapacak bir şeyin yok. Kitaplar işe yaramıyor. İnsanın yanında olacak birine ihtiyacı var." İnlemeyi andıran bir sesle devam etti: "İnsan yanında biri olmazsa delirir. Kim olduğu hiç önemli değildir, yeter ki yanında olsun." Ağlamaya başladı. "Sana bir şey diyeyim mi? İnsan çok uzun süre yalnız kaldı mı hastalanır, yalnızlıktan hastalanır."