Mâvi

Mâvi
Beden olarak her insan tektir, ruh olarak asla!

Mâvi

, bir kitap okudu
Puan vermedi·432 syf.·
2025 14. kitabı
Reşat Nuri Güntekin
8.3/10 · 4.548 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖

Mâvi

, bir kitap okudu
10/10
·304 syf.·
Beğendi
·
2025 13. kitabı
Halide Edib Adıvar
8.3/10 · 3.089 okunma
Hiç unutmam! Sıcak bir ikinci vaktiydi. Kordonboyunda, Karargâh ittihaz edilen büyük bir evin kapısı önündə oturuyor, biraz serinlemeye çalışıyorduk. Önümüzdeki manzara şuydu: kita kıta, alay alay gelen askerlerimiz, yorgunluktan kaldırımlar üstüne serilmiş, dinleniyorlardı. Deniz, rıhtım boyunca irili ufaklı sandallar kayıklarla doluydu ve bu sandallardan Rumca konuşan bir kalabalığın sesleri geliyordu. Daha ötede, deniz ortasında sıra sıra dizilmiş ve topları şehre doğru çevrilmiş yabancı harb gemileri görülüyordu. Yanımızda bulunan genç subaylarımızdan biri o gemileri göstererek: «- Biliyor musunuz bunların kumandanlarını en ziyade ne hayrete düşürmüş?» dedi. «Atlı, otomobilli, arabalı ve yaya kıtalarımızın buraya aynı zamanda vasıl oluşları. Yüz bin mevcutlu koca bir düşman ordusunu yirmi dört saat zarfında nasıl yok ettiğimizi anlıyorlarmış. Fakat, altı gün içinde yüzlerce kilometrelik bir mesafeyi bu kadar derme çatma, bu kadar birbirini tutmaz vasıtalarla nasıl katettiğimize bir türlü akılları ermiyormuş.»
Sayfa 148 - Birikim Yayınları·Kitabı okudu
Ruşen Eşref, birden durdu. Evlerden birinin alt katındaki bir pencereye baktı ve bize dönüp: «İşte, Gazi Paşa! dedi. Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa arkası bize dönük olarak bir masa başında oturuyordu ve önünde iki yabancı harb gemisi kumandanı ayakta duruyor. Ruşen'e sorduk. "Bunlar kimdir?" Arkadaşımız birinin Fransız Amirali Dumenils olduğunu söyledi. Öbürünü tanıyamadı. Fakat bunun da kılık kıyafetinden bir İngiliz Amirali olduğu tahmin edilebilirdi. Üç buçuk yıldan beri, İşgal Kuvvetlerine mensup bir Yüzbaşıya bile hitab etmek hakkına malik olmayan üç İstanbul gazetecisinin bu levha karşısında duyacağı his ne olabilir? İnsani bir sevinç mi, Milli bir gurur mu, bir hınç alma ferahı mı? Kendi hesabıma itiraf ederim ki, muzaffer bir Türk Mareşalinin huzurunda iki İşgal Kuvveti Amiralinin ayakta durduklarını görünce bunların hepsini birden duymuştum. Ben öyle isem, yedi devlete karşı kazandığı şu yıldırım zaferiyle birden bire bütün dünyanın mihveri haline giren Mustafa Kemal acaba ne durumda idi? Neler duyuyordu? Biraz sonra bunu kendisine sormak fırsatını bulduğum vakit sadece gülümsemişti.
Sayfa 147 - Birikim Yayınları·Kitabı okudu
Bu hâl kaç gün sürdü, pek iyi hatırlamıyorum. Bir akşam üstü, Kadıköy vapur iskelesinde Edip Servet'le karşılaşınca benim için bütün mesele açıklanıverdi. Edip Servet kulağıma eğilip: «Taarruz başladı» demişti. Ve ben hangi taarruz? Nerede? Kimin tarafından diye sormağa lüzum görmemiştim. Çünkü, Edip Servetin pırıl pırıl ışıldayan gözleri bana her şeyi söylüyordu. Nitekim, bunun üstünden yirmi dört saat ya geçti ya geçmedi. Kocatepe taarruzuna ve onun arkasından Dumlupınar zaferine dair haberler, uzun bir kuraklıktan sonra boşanan bir yağmur halinde yağmağa başladı.
Sayfa 145 - Birikim Yayınları·Kitabı okudu