Zweig’ın Geç Ödenen Borç novellasını okurken boğazım düğümlendi... Genç bir kızın yaptığı o cahilce hatayı nezaketle örten büyük bir sanatçının, yıllar sonra kasabasında hor görülen, 'hiç kimse'leşmiş yaşlı bir adama dönüşmesini izliyoruz. Ama asıl sarsıcı olan; o kadının, kendisine vaktiyle uzatılan eli unutmayıp, adamın kaybolan onurunu herkese karşı yeniden inşa etmesi. Bir insanın hayatındaki en 'aptalca' anın, yıllar sonra bir başkasının itibarını kurtaran muazzam bir vefa borcuna dönüşmesi ancak bu kadar naif anlatılabilirdi. Gerçek asalet, sadece sahnede değil, bir insanın gururunu ayağa kaldırmaktaymış.