Sanki bir kitap değil de ruhumun derinliklerine işleyen onlarca kitaptı okuduğum. Hâlâ zihin dünyamda parçaları birleştirmeye çalışıyorum. Lâkin öyle bir yapboz ki ben birleştirmeye çalıştıkça onlar yer değiştiriyorlar. Gecenin bir yarısı art arda gelen düşüncelerimiz gibi. Tam olarak öyle! Bir radyocunun gece programı, iç sesi ve konukları! Hiçbir postmodern eser bu kadar yormamıştı ruhumu. "Yorulmak" doğru kelime mi onu bile bilmiyorum.
"Şimdiki zamanı çalınmış bir kuşağın gelecek zaman kiplerinden merhamet dilenişi ortada olan."
Ne cümleydi ama! Defalarca okudum. Durup durup düşündüm. Sayfalarca yazılsa şu cümlenin verdiği etkiyi veremezdi. "Şimdiki zamanı çalınmış bir kuşak" "gelecek zaman kiplerinden merhamet dilenişi" Anı yaşa romantizmi yapanlar gelsin de okusun şu cümleyi! An kalmadı elimizde! Gelecek mi? Muallak... 90'lı yıllar, çocuk işçiler, tacizler, tecavüzler, üniversite öğrencileri, banka mevduatlarına hapsedilmiş umutlar, tutunulamayan, geçiştirilen yaşamlar, direnişler, varoluşsal sancılar, yitişler... Tüm bunların dile dökümü. Kolay mı anlatmak, elbet kopuk kopuk olacak!
"Eğer hâlâ nefes alıp verebiliyorsan,
Hayatta bir şeyleri değiştirebilme şansın var demektir."
Yo yo, bir kişisel gelişim kitabı değil bu. Olsa olsa bir "kişisel gerilim" kitabı olur. Öyle hassas cümleler var ki diken diken oluyor tüyler. Öyle benzetmeler... "Kalbim kurumuş bir toprak gibi darmadağın." Ama Allah var. Her şeyden umudu kestiğin, kaybettiğini sandığın anda. "Yaşama anlam katan tek şey Allah'ın var olduğu gerçeğidir." Başka türlüsü zor. Yaşamak mümkün değil başka türlü. "Aydınlık sabahı düşün, ve durgun, karanlık geceyi. Rabbin seni ne unuttu ne de darıldı; öteki dünya senin için (hayatının) bu ilk bölümünden mutlaka daha iyi olacak!"
"Biraz zaman geçsin her şeyi