Kitabı okuduktan 2 hafta sonra incelememi yazıyorum çünkü kitabı bitirdikten sonra anlık hevesle övgüler dizmek istemedim. Ancak geçen o süreye rağmen hala okuduğum en güzel kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum.
Hugo'nun Notre Dame Kadedralinin yıkılmaması için dönemin şartlarına uygun olarak sık sık Katedralin ve Paris'in betimlemelerine yer verdiğini ve kitabı aslında Notre Dame De Paris adıyla yazdığını biliyordum. Ayrıca Romantizm akımına uygun yazan Hugo'nun sık sık kitapta müdahele eden, nasihat verici bir dil kullandığınında farkında olarak başladım kitaba. Bu yüzden betimlemeler ve Hugo'nun müdahaleleri beni çok fazla sıkmadığını söyleyerek başlamak istiyorum.
#spoiler
Kitaptaki kambur karakter Quasimodo gözlerimin sık sık dolmasına neden olan bir karakterdi benim için. Onu ve hayatını neden bu kadar içselleştirdim bilmiyorum. Dünyaya bahtsız biri olarak gelmesi, çingenelerin bile onu istemeyip Esmeraldayı kaçırarak, onun yerine annesine vermesi, annesinin bu çocuk canavar diyerek onu istememesi, Katedralin önüne bırakılınca insanların onu yakmaktan söz etmesi, asla sevilmemesi ve bunun farkında olması, Hugo'nun bunu okuyucuya hissettirecek bir şekilde kitabında anlatması. Neler hissediceğimi şaşırdım. Hayatı boyunca dışlanan ve sevilmeyen Quasimodo karakterimiz ona sahip iyi davranan iki insan yüzünden mahvoldu. Küçükken onu evlat edinen Frollo ve ona bir yudum su veren Esmeralda.
Ah sevdiğim her şey diyerek uzun ve hislerimi yazmak istediğim yazıma bir son veriyorum