Uzun zamandır insanların tavsiye ettiğini gördüğüm ama bir türlü okuyamadığım bir kitaptı benim için Puslu Kıtalar Atlası. Okuduktan sonra ise neden bu kadar abartıldığını ve sevildiğini o kadar iyi anladım ki ilk 5'im arasında yer edindi.
Spoiler
Kitapta beni en fazla etkileyen kısımlardan biri yan karakterlerin kitaptaki güne gelinceye kadar başından geçen olayların ustaca Bünyamin'e ve Uzun İhsan Efendiye bağlanması ve bunun kesinlikle okuyucuyu yormayacak bir şekilde yapılması. Yüzüne balmumu yaparak hırsızlık yapan adamın paşa tarafından sevdiği kadın olarak sanılması ve kaçırılması ve sonrasında dilenci olarak karşımıza çıkması, şehrinde usta bir kumarbaz olan adamın, kumarda kaybeden birinin bedduası yüzünden sürekli kötü xarlar atması ve sonrasında bu bedduanın kötü şansından kurtularak Konstantin'e gelip burda kumar salonu açması. Yine Kubelik adlı kahramanın öncesinde katip olması, kafasına atılan kerpetenle beraber dişçi olması bununla beraber insan anatomisine merak salan biri olması, kitabın ilerleyen kısımlarında ise onun bu anatomi merakı yüzünden idam edildiğini öğrenmemiz... Bunun gibi nice ve ustalıkla bağlanan hikayeler. Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen zekasına ve kurgusuna hayran bıraktıran bir kita oldu benim için.
Ayrıca kitap hakkında olan ve beni şoke eden bir teoriyi anlatmak istiyorum. Aslında Bünyamin babasının uyku ilacını içtiği gün öldü. Babası ise oğlunun, kitapta da sık sık söylenen şekilde, silik bir karekter olarak ölüp gitmesine üzülmesi ve ona bir macera yaratma isteği ile kitabın sonraki kısımlarını hayal etmesi beni derinden etkileyen ve de çok mantıklı bir teori.
Ayrıca yine benim teorilerimden biri Bünyamin'in babasının uyku ilacını alarak ruhunun bedenini terkettiği gece sarayda idam edildiğini gördüğü şehzade, kitabın
Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya'nın şahidi olmaktı.
Ey kör! Aç gözünüde düşlerden uyan. Simurg'u göremsen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çicekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayatteyken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünya'nın kendisini hiç görebilir mi?