Hani bir kitabı okursunuz sonra bitirdiğiniz anda böyle ben ne yaşadım böyle diye bir havaya bürünürsünüz günlerce bir boşluk oluşturur ya işte öyle bir kitaptı. Ama zaten Dostoyevski nin tüm kitaplarında öyle bir şey oluşuyor. Her bir hikayesinde insanın ne olduğunu nasıl bir varlık olduğunu bizlere gösteriyor.
"Nefret ettiğim bir şey daha varsa, o da insanların kendinizi berbat hissettiğinizi bildikleri halde neşeyle hatırınızı sorup «İyiyim» demenizi beklemeleridir. "
"Ona bedenim hasta olsaydı sorun olmayacağını, kafamın hasta olmasındansa bedenimin hasta olmasını yeğlediğimi söylemek istedim. Ama öylesine çapraşık ve yorucu geldi ki bunu anlatmak, hiçbir şey söylemedim."
Biraz şu çocukken izlenen saçma amerikan filmleri gibi hissettirdi. Genel olarak istemsizce gülümseyerek okuyorsunuz. Sadece sonunda yazarın aslında kitabı biraz değiştirmek istemiş de yapmamış gibi bir şey çıkardığını düşündüm çünkü her şeyi tesadüfe bağlamış