Kötümser değilim, yemin ederim ki kötümser değildim.
Sıkılmıştım sadece.
Aynı piyesi, cok kereler seyretmekten ve aynı şarkıları, aynı şakaları dinlemekten sıkılmıştım.
Perde arkasını öylesine iyi biliyordum ki, sahnedeki davranışlar, gülüşler ve şarkılar, arkadan gelen çarkların gıcırtısını örtemiyordu.
Artık yaşlanıyordum, sanırım biraz da akıllanıyordum. Başkalarının yanındayken söylenen veya yapılan şeylerden eskisi kadar keyif almıyordum ve daha az heyecan duyuyordum. Bir zamanlar önem verdiğim eğlenceler artık eski önemini kaybetmişlerdi. Kadınların budala tavırlarına, önemsiz adamların büyük ve gururlu konuşmalarına tahammül etmek büyük bir işkenceye dönüşüyordu. Belki de bunlar çok kitap okumanın ya da budala olmanın cezasıdır. Benim için hangisinin geçerli olduğu da önemli değildi. Önemli olan bunların bana sıkıntı vermesiydi. İnsan ilişkilerinin canlılığı, parlaklığı ve ışığı benim için sönüyordu artık.
“Bir insanın sokaklarda devrilip yuvarlanması kolay bir iştir. Oysa iki ayağı üzerinde dimdik ve sendelemeden durup tüm evrende kendisi için tek bir özgürlüğün bulunduğuna karar kılması korkunç bir sınavdır. Bir başka deyişle ölüm gününü önceden kestirebilme özgürlüğünün! İşte bu adam için beyaz mantık saati gelip çatmıştır. O artık yalnız eşyanın kanunlarını bilir, anlamını değil. En tehlikeli saatidir bu onun. Ayakları mezara giden yolu bulmuştur artık. Her şey durulaşır şimdi onun gözünde. Tüm bu şaşırtıcı ölümsüzlük özlemleri aslında ölüm korkusundan titreyen ruhların paniğe kapılmalarıdır. Bunların ölmek güdüleri yoktur, ölüm zamanı gelip çatınca ölme iradelerinden yoksundurlar. Kendilerinin daha kurnaz çıkacaklarını ve geleceği kazanacaklarını sanırlar. Mezarın karanlığını ya da ateşin o yok edici sıcaklığını öteki hayvanlara bıraktıklarını sanırlar. Oysa beyaz mantığının bu anma erişmiş olan bu adam, bunların yalnız ve yalnız kendilerini kandırdıklarını bilir. Aynı olay herkese aynı biçimde uygulanmaktadır. Güneşin altında yeni bir şey yoktur, zayıf ruhların özlemini çektiği o ölümsüzlük bile yoktur. İki ayağının üzerinde sendelemeden duran adam bunun farkındadır.”