Arthur Calder-Marshall'ın 36 sayfalık büyük önsözü sonrası başlıyoruz kitabımıza. En iyi, en edebi ve en çok ses getiren eseri olduğunu duyunca buna bir başlayayım dedim. Bu arada Sakarya çok güzel, gelsenize.
Yahu Charmian niçin kadınlara oy hakkı verilmesin? Kadın, erkek fark eder mi? Hepimiz insanız. İçki neden mi yasak olunca güzel? Ben Kadıköy'de oturuyorum. Siz genelde sahile gelen o tarafta kafede oturan insanlarsınız. Orada oturan yerlisi biliyor ki modanın arka tarafından itibaren, Alex heykelinin olduğu, Acıbadem Metrobüs yolundan Fikirtepe aralarının durumu belliydi. En azından artık herkes yerinde içiyor ve en önemlisi ağzıyla içiyor. Halen Barlar Sokağı dediğimiz yerde dayak yiyen sarhoşlar var. İçen içsin ama ağzıyla içsin. Bu mühim. Jack'a katılıyorum.
Peki, kim bu John Barleycorn? Bunun cevabı da sizde artık.
Sarhoşluk maceraları bana Levent Kırca'yı anımsattığı kadar güldürdü de. Hele birinin yazar diye bir direğe sarılması olayına kahkaha attım. (ki bunu rezilane bir şekilde millet varken yapmak)
Kitap bitti. Hemde nasıl. İlk ve tam metin olarak Milliyet yayınlıyor, sene 1971 Temmuz. Ve ben bu çeviriyi okudum. Ah ne güzel, ne güzel. Bol keyifli okumalar efendim..
İntiharJack London · Tilki Kitap · 20141,833 okunma
Jack London'un alkole olan mücadelesini anlatan eşsiz bir kitap.Jack London kadınlara oy hakkı verilmesi konusunda Evet oyunu kullanır ve gelene kadar iki kadeh atmıştır bile.Kitap Amerikada içki yasağı kanununun kabul edilmesine çok büyük bir katkı sağlamakla kalmamış Papazlar resmen baş ucu kitabı yapmışlardır.Yazar içkisin bu kadar kolay bulunmasından bir hayli şikayetçidir.Ben nefret ederim der ancak gittiği her yerde insanlar içiyordur ve oda ortama uyum sağlamaktadır.Gemi yolculuğuna çıkmaya bile karar verir amacı tropikal bölgeleri gezmektir ve yanına 150 litre içki ve 1000 kitap almıştır dostlarına ya 150 litra biticek yada kitaplar demiş gerçekten geldiğinde sadece 2 litre eksik vardır.Yazar her sabah 1000 kelimelik yazısını yazdıkdan sonra soluğu her zaman meyhanelerde arar çünkü insanların maceralarını dinlemek ister.Yazar 40 yaşına geldiğinde iki böbreği iflas etmiştir bile.
İntiharJack London · Tilki Kitap · 20141,833 okunma
Jack London... Bizim usta denizci. Hemen hemen her kitabında mutlaka bir deniz havası alırsınız. Bu kitabında başrolde alkol var. Nâm-ı değer John Barleycorn. Eğer alkolle aranız varsa iki biralık bir kitap. Veya Jack gibi viski ya da bir süre sonra kesmeyen birkaç kokteyl ile yudumlayabilirsiniz sayfaları.
Baba eseri Martin Eden'e de göndermesi var. O zaten başlı başına otobiyografiyken bu kitap da kitap içinde kitap sanki inception gibi olmuş...
Mutlaka okumalıyım derseniz okuyun derim. Ancak Martin Eden ve bir iki diğer eserinden sonra tekrar hissi verebilir. Çünkü denizcilerin, o zamanki işçi sınıfın hepsinde alkol var. Günümüzde alkol düşününülemiyor bile biliyorsunuz malum; geçinmek başlı başına bir dert...
Not. 3 yıl önce okumayı düşündüğüm bir kitaptı. Bugüne kısmet oldu. Bu da enteresan bir anımdır.
Keyifli okumalar...
İntiharJack London · Tilki Kitap · 20141,833 okunma
Jack London’ın içki tutkusu üzerine yazılmış belgesel romanıdır.1919 yılında Amerika’da içki yasağının uygulanmasına yol açan etkenlerden biri olmuştur. Din adamları bu romanı içenleri kınamak için dayanak yapmışlardır.
Romanın filmi yapılmaya karar verildiğinde ise içki üreticileri büyük paralar çevirerek filmin yapımını engelleyemeye kalkışmışlar fakat halk kitabı o kadar benimsemiştir ki okuldan bu yana eline kitap dahi almayan yüzbinlerce insan ortalığı ayağa kaldırmışlardı. (Sanırım film çekilemedi bu konuda bilgisi olan var ise yorumlarını rica ederim.)
Jack London kitapta içki yerine Jonh Barleycorn (barley ingilizce arpa kelimesinden türetilmiş.) ismini kullanarak içkiyi kişiselleştiriyor. Jonh Barleycorn’u kendisi için kimi zaman bir dost kimi zaman düşman gibi anlatsa da hiçbir zaman ayrılamadığını ondan kopamadığını dile getirirken okuyucuları alkolizme karşı kendi hayatından örnekler vererek uyarıyor.
Kitabın başında ve sonunda kadınlara oy hakkı verilmesi için oy kullandığını bunda ki amacını ise kadınların alkolizmi durdurmada büyük rol oynayacağını savunuyor ve şu cümlelerle açıklıyor: “Gelecek kuşakların karıları ve anaları olarak kadınların Jonh Barleycorn’un ortada kaldırılması için çalışacaklarını biliyorum. Kadınlar ırkın gerçek koruyucularıdır. Erkekler savurgan ve kumarbazdır. Sonunda kadınlar kurtarır onları. İnsanın kimya da ilk denemesi alkol yapmak olmuştu o gün bügündür de bunu yapıp içmeye devam etmektedirler. Kadınların, erkeklerin bu alışkanlıklarına içerlemedikleri tek bir gün bile olmamıştır. Ne var ki bu içerlemelerine bir ağırlık ekleyecek güçleri yoktu. İşte şimdi oy hakkını elde edince ilk yapacakları iş meyhaneleri kapatmak olacaktır. Yoksa gelecek bin kuşağın erkekleri buna kalkışamazlar.”
Eğer Jack London’ı
İntiharJack London · Tilki Kitap · 20141,833 okunma
*Spoiler içerir*
Charmian;
"Oyunu, kadınların da oy kullanma hakkından yana mı kullandın?" Diye sordu.
"Evet.."
Charmian şaşırmıştı, şaşkınlığının nedeni ateşli bir demokrasi yanlısı olmasına rağmen gençlik yıllarında kadınlara oy vermeye karşı olmasıdır. ...
Hikaye bu konu etrafında şekillenir. Jack london anlatmaya başlar sebebini. Daha on beş yaşındayken kendini topluma kanıtlamak için içmeye başlar. Alkole bir isim takar: John Barleycorn. İçmeye başlamasından sonra John Barleycorn'la yaşamaya başlar ve onun hayatını nasıl etkilediğine vurgu yapar sürekli. Hayatını mahvettiğini yaşamaya değer hiçbir şey kalmadığını düşününceye kadar peşini bırakmaz. Çok fazla yeri gezen, çok fazla işte çalışan ve çalışma koşullarının insanlar üzerindeki etkisine vurgu yapan yazar, aslında inişli çıkışlı olarak alkole bağımlılığını anlatır bazende çıktığı uzun yolculuklarda hiç umrunda olmaz. Amacını kitabın son bölümlerinde açıkça ifade eder alkolün yasaklanmasını istemektedir, çünkü; alkol insanda insanlığa dair her şeyini alana kadar onunla birlikte yaşar. Bu durumun düzelmesini kadınlara bağlar eğer başa kadınlar gelirse yasaklayabileceklerini ama eğer erkekler olursa bunun asla gerçekleşmeyecegini söyler. Hayatını sadece sansa bağlar onun yerinde başka bir sarhoşun onun imkanlarını asla elde edemeyeceğini söyler. Hergün bin kelime yazmaya çalışır yazar olmadan önceki hayatı sefalet içinde geçer çünkü alkol pahalı ve çalışma koşulları ağır olduğu için çalışamaz sürekli işini değiştirir. Sonunda güçte olsa içindeki John Barleycorn'u öldürür ve kimsenin(sokataki ayaslarin değil yeni doğan neslin) onunla tanışmaması için bunun yollarını kapatmanın çözümünü arar...
İntiharJack London
Jack London'un son kitabıdır. Tesadüfen sahafta görmüştüm, hemen satın aldım ve ertesi gün okumaya başladım. Birkaç gün içinde hiç sıkılmadan kitabı bitirdim.
Alkolik bir ayaşın hayatı çok samimi bir dille anlatılıyor. Burada aslında yazar üstü kapalı olarak kendi yaşamını anlatmaktadır. Alkole olan bağımlılığı kronik düzeydedir. İçindeki boşluğu, yalnızlığı alkole gidermeye çalışır. Mutsuzdur ve onu hayata bağlayan tek şey içkidir.
Alkolizm, intihar üzerine hüzünlü anlatımıyla, kitap beni derinden etkiledi. İçinde kendinize ait birçok şey bulacaksınız, okuyunuz...
Kitap son 2 bölümde okuyucuyu özellikle alkolün hayatımızdaki fonksiyonu hakkında kafa yormaya zorluyor.
Yazar alkolün kolay ulaşılabilirliğine bağlı olarak tüketiminin artması konusunda , okuyucuların özellikle dikkatini çekmeye çalışıyor ve alkolün gelecek nesiller için tehlikeli gördüğü bir alışkanlık olduğunu vurguluyor ki bu da ülkemizde çok tartışılan bir sav.
Son olarak da bu terbiyenin erkekler tarafından başarılamadığına ve kadınların bunu başarabileceğine olan inancı ile noktalıyor; atalarımızın bu illeti bize miras bıraktıklarına ve de onlardan bize kalan bu mirasın kötü bir miras olduğunu vurgu yapıyor.
Alkol alışkanlığının başı ve sonu olarak felsefesine girmiş bir eser. Alkolün sadece alkol olmadığını; hayata tezahürünün ne olduğu konusunu anlamak isteyenlerin okuması gereken bir eser.
İntiharJack London · Tilki Kitap · 20141,833 okunma
Jack London'ın kendisini iyi tanımak ve ülkesinde içki yasağına etki edecek kadar önemli bir yazar olduğunu görmek için okunması gereken en önemli eserlerinden birisi bu kitap.
İntiharJack London · Tilki Kitap · 20141,833 okunma
Kitap ülkemizde John Barleycorn, Bir Alkoliğin Anıları, Alkollü Anılar gibi pek çok farklı isimle yayımlanmış. Herhalde “İntihar” diğer isimler arasında kitaba en yakışmayandır. Çünkü kitabın genel teması intihardan çok uzak.
Jack London’un vefat etmeden üç sene önce kaleme aldığı son başyapıtı, bir otobiyografik roman.
Kitapta London ağırlıklı olarak alkolün hayatındaki yerini, etkisini, özellikle kimlik ve varlık mücadelesindeki alkolün etkisini yazmış.
Kişiyi erkeklik sıfatı için bile toplumun alkol kullanmaya baskılamasını anlattığı bölümleri özellikle çok beğendim. Bu kimlik baskısı sebebiyle istemeye istemeye alkolü neden kullanmak zorunda bırakıldığını anlattığı bölümler, aslında alkol ve sigara kullanmaya, bireylerin neden teşvik edildiğini anlatması açısından önemliydi. Bulunduğu ortama uyum sağlama zorunluğunu samimiyetle kaleme almış.
Alkolden bir insanın neden vazgeçemediğini de çok güzel işlemiş.
İntiharJack London · Oda Yayınları · 19921,833 okunma
Jack London en çarpıcı tarafı doğayı, açlığı, yoksulluğu ya da hayatta kalma içgüdüsünü anlatabilmesi değil belki de; insanın kendi kendini nasıl tükettiğini bu kadar dürüst yazabilmesi. John Barleycorn tam olarak böyle bir kitap.
London, burada alkolü yalnızca bir alışkanlık olarak anlatmıyor. Ona bir karakter, bir yoldaş, hatta uğursuz bir kader gibi davranıyor. “John Barleycorn” dediği şey aslında içkinin kendisi ama kitabı okurken bunun bir bardaktan çok daha büyük bir şey olduğunu hissediyorsunuz: erkeklik kültürü, yalnızlık, cesaret gösterisi, kaçış isteği ve yavaş yavaş insanın içine yerleşen bir karanlık.
Kitabın en etkileyici tarafı ise ahlâkçı olmamasıydı. London, alkolü ne tamamen lanetliyor ne de romantize ediyor. Sadece onu olduğu gibi anlatıyor. Bu dürüstlük kitabı çok güçlü kılıyor. Bazı bölümlerde gençliğin o hoyrat sarhoşluklarını okurken gülümsüyorsunuz, bazı yerlerdeyse satırların altındaki büyük boşluğu hissediyorsunuz.
Bir de Jack London’ın kendi hayatını okumak çok etkileyiciydi. Denizlerde çalışmış, işçilik yapmış, açlık çekmiş, altına hücum dönemini yaşamış bir adamın zihninin içine giriyoruz burada. Bu yüzden kitap yalnızca alkol üzerine değil; modern insanın yalnızlığı, erkeklik baskısı ve yaşamanın yorgunluğu üzerine de bir anlatı gibi geliyor.
İlginç olan şeylerden biri de şu: Kitap yayımlandığında birçok kişi bunun bir “ayıklık manifestosu” olduğunu düşünmüş ama London aslında hayatı boyunca içkiyi tamamen bırakabilmiş biri değil. Hatta bu kitap, ölümünden sadece birkaç yıl önce yayımlanıyor ve birçok edebiyat tarihçisi onu London’ın en kişisel metinlerinden biri olarak görüyor. Çünkü burada artık maceracı Jack London değil, kendi zihniyle baş başa kalan bir insan var.
Birçok roman insanın dünyayla savaşını anlatır. John Barleycorn ise insanın
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.