John Barleycorn (Bir Alkoliğin Anıları)

·
Okunma
·
Beğeni
·
9,7bin
Gösterim
Adı:
John Barleycorn
Alt başlık:
Bir Alkoliğin Anıları
Baskı tarihi:
Eylül 2004
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754068849
Kitabın türü:
Çeviri:
E. Murat Cengiz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oda Yayınları
"Viski" klasiklerinden biri olan John Barleycorn, otobiyografik yanıyla da Jack London okurlarının ilgisin istiyor.
Alkol karşıtı tutumuyla, yazıldığı yıllarda epey sansasyon yaratan yapıt, 1919'lu yılların Amerikası'nda uygulanmaya çalışılan içki yasağına da damgasını vurmuş; okul yıllarından beri eline kitap almamış yüz binlerce okur, yapıta hayli ilgi göstermiş; içki tekelleri, el altından harcadıkları büyük paralarla, yapıtın sinemaya uyarlanmasına bile engel olmaya çalışmıştır. Yapıt konusunda, yazarının, "gerçeği tam olarak yazacak cesareti olmadığını", bu durumun da Jack London'a karşı nesnel bir tavır almayı zorlaştırdığını belirtelim.
252 syf.
JACK LONDON
Zıtlıkların insanı.
Bedeni içkiden nefret ederken, ruhu deli gibi içmek isteyen.
Kimine göre Marksist bir proleter.
Kimine göre üstün ırkın savunucusu.
Kendi deyimiyle ayyaş da değil, yola gelmiş de.

Içkiye olan düşkünlüğünü bilmeyenimiz yoktur. Peki ya Volstead Yasasına destek olur nitelikteki yazdıkları?
1919'da Amerika'da uygulanmaya başlayan alkol yasağından bahsediyorum. Odak noktası üretim, dağıtım ve satışın engellenmesidir.
Fakat öngörülen bir tablo çıkmaz ortaya. Önce stoklar başlar, sonra işin içine kaçakçılar ve gangsterler girer. Kocaman bir karmaşa içinde kalır insanlar.
En sonunda (1933) yasak kaldırılmak zorunda kalınır.

Fakat birçok soruyu bırakır geride:
Baskı çözüm müdür?
Yasaklar, belirli davranışlarımızdan vazgeçmemize yeter mi?
Yoksa tam tersine, tetikleyici özellik mi taşırlar?
Kuralları kim koymalı?
Ya da bizim kendimize kurallar koymamız bu kadar mı zor?

Jack London'a göre en büyük sıkıntı erişilebilirlik. Hatta bunu, Çin'in afyon üretimi, ekimi ve ithalatı üzerine aldığı önlemlerle bulduğu çözümü örnek vererek açıklıyor.

Ama olayın başka bir boyutu daha var. Onun içki yasağını desteklemesi, manevi sorunlara yasalarla çözüm bulma çabası, bireysel zayıflığının aksine proleter yapısının bir göstergesidir.
Kendisini , dünyayı kurtarmak isteyen bir sosyalist olarak ifade eder.

Ve John Barleycorn, bir nevi, onun içkiyle imtihanıdır.
O da içinde birçok zıtlık barındırır.
Jack London şöyle tasvir eder onu;
Dost olmadığı kadar dost.
Yalancı olduğu kadar doğru.
Duru olduğu kadar bulanık.
Bilge olduğu kadar katil.

Başkaldıran bir ruhtur, serüvendir. Yasaklara meydan okuyandır.
Yazarın beynine girer, onun alçakgönüllülüğünü eritir ve tıpkı onun gibi, onun ağzından konuşmaya başlar.

Kitap birçok yönüyle yazarın biyografisine benziyor olsa da bazı kısımlarda, olmak istediği kişiyle köşe bucak kaçtığı kişi arasında ikilemde bırakıyor. Onun beyninin içinde yasaklarla sınırlandırılmaya çalıştığı şeytanı okuyor gibi hissediyorsunuz.

Aslında yazarın içsel mücadelesi pek çok başlık altında incelenebilir.
Doğumundan tutun da yazarlık yani sanatçılıkla, proleterlik arasındaki çizgide nereye ait olduğunu sorgulayan halini ve bir yere ait olma çabasını son raddeye çıkarmış.

Kendi zihninde yarattığı, sınırlarını kendi çizdiği muhteşem bir dostluk kavramının tersine hep yalnız kalmış. Önce kimsesizliğin sonra zenginliğin yalnızlığını yaşamış.

Içki ve intihar temasının yoğun bir şekilde işlendiği hikayede eksik bir şey var. Sevgi.
Yokluğunda insanları yarım bırakıp cehennemi yaşatan en güçlü ve kadim duygu.

Bedeni sarhoş olanlarla beyni sarhoş olanların karşılaştırmasını çok güzel bir şekilde yapıldığı bu kitapta, özellikle sonlara doğru, muazzam düşündürücü ifadeler var.
Yazar, ben'in, bilinenin, ruhun, bedenin, düşün ne olduğuna dair yaptığı çıkarımlarla ölçüsüz bir derinlik yakalamış.

Onun sözleriyle bitireyim;
"İYİ KÖTÜDÜR, GERÇEK ALDATMACADAN, YAŞAM İSE BİR ŞAKADAN İBARETTİR.."





Keyifli okumalar..:)
252 syf.
·Beğendi·10/10 puan
İnceleme Öncesi Giriş Notu: Bu incelemeyi okumak yerine izlemeyi tercih ediyorum diyenler için:
https://youtu.be/nBHGX9kVu2I

Ayrıca bendenizin de katıldığı uzunca bir Jack London yayını
https://youtu.be/ELchgIZPFLM

Kitaba ismini veren John Barleycorn, Amerikan argosunda sert içkilere verilen bir isimdir. Bu kitap bir anlamda da alkolik olan Jack London'ın zihninde ve anılarında alkolle yaptığı mücadelenin otobiyografik romanıdır. Kitap her ne kadar otobiyografik öğeler içerse de kurmaca yönünün de olmasıyla roman değeri taşımaktadır. Yani anlatılanlar yüzde yüz gerçek olmayıp yazarın kurgu alemini de taşımaktadır.

Fakat özellikle alkolle mücadele eden bir insanın yaşadıklarını özellikle onun ruh dünyasından gözlemleyebilmek adına harika bir kitap John Barleycorn, diğer adıyla Alkollü Anılar. Kitap, Jack London'ın bulunduğu bölgede alkolün yasaklanmasını istemesiyle başlar. Hatta alkolik adamların çilesini en çok kadınlar çektiğinden onların oy verme hakkını elde etmesini de ister. Anlattığına göre ta çocukluğundan başlar yazarın alkolle tanışması ve mücadelesi. Her bir paragrafta alkolden ne kadar nefret ettiğini, ona doğuştan gelen bir düşkünlüğünün olmadığını, uzun bir süre alkole hükmedebildiğini ama en sonunda alkolün ona üstün geldiğini samimiyetle anlatır Jack London.

Aslında bu kitap, Jack London'ın hayata ve yaşadığı ortamların hiçbirine tutunamama hikayesidir. Bu eser, hepimizin kitaplarından büyük bir maceracı olarak tanıdığımız yazarın bir bakıma asıl hikayesini anlatır. Daha 14 yaşında konserve fabrikasında başladığı çalışma hayatını gezgincilik, istiridye avcılığı, balina avcılığı, altın arayıcılığı, çamaşırhanede çalışma gibi birçok işle süsler. Tabii ki buradaki süsleme bolca acılıdır. Yarım bıraktığı eğitimine devam etmeye çalışır, liseyi derslerini çok kısa bir sürede verir ve Kaliforniya Üniversitesi'ni kazanır. Ama daha ilk yılından parasızlık nedeniyle bırakmak zorunda kalır London. Yani elini neye atsa bir anlamda kurur hayat ağacında. O da yazarlığa başlar. Bir çok farklı konuda yazar, yazıları reddedilir ya da cevap alamaz. En sonunda öyküleri yayınlanmaya başlar ve onun yazarlık serüveni de burada başlar.

Ve daha önce dahil olduğu ortamlardan çıkıp bambaşka bir ortamın insanı olmaya başlar Jack London. Fakat bu ortamların da insanı olamaz. Daha fazla alkole düşmeye başlar. Bu sefer nefret ettiği alkol onun arkadaşı olmaya başlar. Zenginleşmesi ve ünlenmesi ona çokça arkadaş kazandırır belki ama o, bu ortamlarda kalabilmek adına ardı ardına kokteylleri içer ve katlanır. Sahte gülen insanların yüzlerine onlar gibi gülerek ve daha çok içerek katlanır. Parası olunca yatına atlayıp denizleri aşar maceradan maceraya koşar ama hep içer. Küp gibi içer, belki de yaşadığı en büyük talihsizlik de bünyesinin içkiye aşırı dayanıklı olmasıdır. Başkaları sızıp kalırken dayanıklı vücudu yüzünden küp gibi içmeye devam eder. Tasmanya'ya dahi gider ve orada da içer. Litrelerce absent içer, vücudunu zehirler ama bunu bildikçe yine de içer.

Jack London yaşadığı kırk yıl boyunca ne tam kök salabilmiştir yaptırdığı kurt eviyle, ne de seyyah olarak gezebilmiştir gemilerinde. O ne tam denizin adamı ne tam karanın adamı ne de tam olarak yazının adamı olabilmiştir. Ne yazıların tutunabilmiştir ne de serüvenci ruhuna. Belki de tek arkadaşı nefret ettiği alkol olmuştur ve o alkol de bir gün gelip canını almıştır kırk yaşında London'ın.

Ve geriye Demir Ökçe'den Martin Eden'a kadar 50 civarında harikulade eserler bırakmıştır. Ve bu kitap yazarın ruh dünyasını, çaresizliğin ve yaşama tutunamayan kişiliğini en iyi anlatan kitabıdır. Eğer Jack London'ı gerçekten tanımak istiyorsanız, bu kıyıda kalmış kitabı Mete Ergin'in harika Türkçesi ve Arthur Calder-Marshall'ın tam 26 sayfalık ön sözünden okuyun.
264 syf.
Jack London ile tanışmama vesile olan kitaptır kendisi. Bu kitap benim için çok özel bir yere sahip. Çünkü üniversite sınavına ( ÖSS idi o zamanlar) gireceğim günün gecesinde okudum. Sabah sınava girerken aklımda alkoliğin anıları vardı. Halbuki bunun yerine sınava yönelik bilgiler olması gerekiyordu. Ama uyuyamamıştım heyecandan ve gece el ışığı ile okuyup bitirmiştim. Sınav fiyasko olmadı sonuçta.
London'ın kendi gençlik dönemini anlattığı bir kitap. Alkol, deniz, tayfalar, midye avcıları baştan sona macera, heyecan dolu. Okurken zerre sıkılmadım. Hatta alkol muhabbetlerinden o kadar etkilenmiştim ki benim de alkolle tanışmama sebep oldu diyebilirim. Kitapta bolca geçen john barleycorn da ayrı bir ikon. Denizde yaşadığı maceralar, bu maceralara başlayış nedenleri London tarafından akıcı bir şekilde anlatılıyor. Hiç Jack London okumamış insanlar, bu kitabı okuduktan sonra London hayranı olabilir. Zira ben öyleyim. Hatta önerdiğim bazı arkadaşlarım da London sever oldular.
Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar dilerim.
264 syf.
·5 günde·8/10 puan
Martin Eden yaratıcısının alkol ve alkoliklik üzerine yazdığı etkili bir kitap.
Yazarın topluma kabul edilme aracı gördüğü ve çok genç yaşlarda tanıştığı alkolle imtihanı ve bizim de topluma yaranmak için yaptığımız onca şeyle birlikte düşünüldüğünde eşsiz bir eser.
Spoiler olacak ama;
Kitaptaki en güzel cümle Martin Eden karakterinin kendisi olduğunu itiraf etmesi sanırım :)
Keyifli okumalar!
264 syf.
·Puan vermedi
Çeşitli kaynaklarda roman olarak geçse de gerçekte Jack London'nın içki temasını öne aldığı anı kitabı olan John Barleycorn, bizde bastığı kitabı önceden okumaya tenezzül etmeyen yayıncılar yüzunden Bir Alkoliğin Anıları, İntihar gibi saçma adlarla basıldı. Oysa London, bütün kitap boyunca bir alkolik olmadığını ama bir şekilde J. Barleycorn'la yani alkolle birlikte gidebilen bir yaşamı bitirmek üzere olduğunu anlatır. Ölümünden 3 yıl önce yazdığı kitabında 5 yaşındaki ilk içki deneyiminden yaşadığı yıla kadar olan içki deneyimlerini anlatır. Kitabın ilk 100 sayfası herhangi bir içki deneyimi yazarının yazabileceği bir kitap şeklinde giderken kalan 160 sayfası harika bir felsefi dönüşüme evrilir. Özellikle de 36. bölüm Jack London'ı neden çok sevdiğimizin kanıtı gibidir. Yaşamı hakkında hem romanlarındaki atıfları hem de yakın zamanda okuduğum biyografisi sayesinde epey bilgi sahibi olduğumdan benim için biraz tekrara düşen bir kitap olsa da London'ı tanımayan okurlar için ilginç ve şahane bir deneyim olur bu kitap. Hemen arkasına da Martin Eden'ı ekleyebilenler için özellikle de.
213 syf.
London bu eserinde john Barleycorn (içki-ayyaşlık)'ı temel alarak öz çevresinin içki-toplum haritasını çıkartmış.Daha 5 yaşındayken tarlada çalışan babasına götürdüğü bira kovasına başını daldırarak tanıştığı içki ilk gençlik yıllarında bir tür kendini ispatlama (erkeklik) aracına dönüşür.İçkiden tat alamadığı için (katılıyorum,zıkkımın kökü gibi bir tadı var) kopmak isteyip ama bir şekilde bi ömür boyu muhatap olduğu içki London'un erken ölümünde önemli etkenlerden biri olduğu ölümünden sonra tartışılmıştır.Eser bana göre ne bir içki protestosu ne de sarhoşluk güzellemesidir.Kim bilir belki de yazarın boş vakitlerinde 'ne yazsam' deyip heybesindeki cevahirden yontarak otlanarak kaleme aldığı (akıcı ve yumuşak anlatımlı renkli bir o kadar da hızlı yaşamından resimler serpiştirilmiş) okunası yarı otobiyografik bir kitaptır.
240 syf.
·10/10 puan
Konusunun sıradan olmaması, yazarın kendi hayatından bir kesiti dolaysız bir şekilde anlatması ve yazarın akıcı dili bu eseri tam puanlık bir eser yapıyor.
240 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10 puan
Ben Jack London ın bir kitabını okumuştum. Beğenince diğer kitaplarına hazırlık olması açısından bir nevi otobiyografisi olan bu kitapla diğer kitaplarına bir hazırlık yapmak istedim.

İstediğimi de buldum açıkçası. Yazarın küçük yaşlarından itibaren içki ile nasıl tanıştığı nasıl bir hayat yolculuğu yaşadığını yazarlık serüveni başlayana kadar ayrıntılı şekilde yer alıyor. Yazarlık serüveni sonrasını daha az aktarmış.

Genel olarak içki içtiği dönemleri ile içmediği dönemlerle kıyaslayarak aktaran yazar alkol ile nasıl aşık atmaya çalıştığını anlatıyor.

Kitabın genel teması gayet güzel. Son 40 sayfayı acele etmeden sakin sakin okumak gerek özellikle.
264 syf.
·8/10 puan
Jack London ile tanıştığım kitaptır. Üniversite 2. sınıfta okuyup çok da beğenmiştim. Alkole bir karakter yüklemiş ve Barleycorn diyerek bir isim vermiş Jack London. Oldukça farklı gelmişti okurken. Zevk alacağınız bir eser, okumanızı tavsiye ediyorum.
264 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Bir alkoliğin gözünden alkol bağımlılığının ne olduğunu o kadar güzel anlatmış ki ;önemsemedğimiz ve kendimizi tutabileceğimizi sandığımız alışkanlıklarımızın tümü için bir açılım getirmiş adeta.Sigarayı bırakamazken de tıpkı bunlar gibi bahanelerim ve kendimi kandırmalarım vardı,onları hatırladım.
Böylesine kolay ulaşılan ve hep dost sohbetlerini çağrıştırıp oralardan da hiç eksik olmayan bu sinsi elin insanı çaktırmadan nasıl ele geçirdiğini okuyacaksınız.Tüm bağımlılıklarınız için okuyunuZ.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
John Barleycorn
Alt başlık:
Bir Alkoliğin Anıları
Baskı tarihi:
Eylül 2004
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754068849
Kitabın türü:
Çeviri:
E. Murat Cengiz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oda Yayınları
"Viski" klasiklerinden biri olan John Barleycorn, otobiyografik yanıyla da Jack London okurlarının ilgisin istiyor.
Alkol karşıtı tutumuyla, yazıldığı yıllarda epey sansasyon yaratan yapıt, 1919'lu yılların Amerikası'nda uygulanmaya çalışılan içki yasağına da damgasını vurmuş; okul yıllarından beri eline kitap almamış yüz binlerce okur, yapıta hayli ilgi göstermiş; içki tekelleri, el altından harcadıkları büyük paralarla, yapıtın sinemaya uyarlanmasına bile engel olmaya çalışmıştır. Yapıt konusunda, yazarının, "gerçeği tam olarak yazacak cesareti olmadığını", bu durumun da Jack London'a karşı nesnel bir tavır almayı zorlaştırdığını belirtelim.

Kitabı okuyanlar 557 okur

  • Enes Arslan
  • Bahadır Yaşar
  • Trgy
  • Tolga Han Çatal
  • Weller
  • Sıla Bulut Ishtar
  • Hüsna yıldırım
  • Afra
  • Gülizar
  • mikerinos

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%0
13-17 Yaş
%3
18-24 Yaş
%18.2
25-34 Yaş
%27.3
35-44 Yaş
%36.4
45-54 Yaş
%9.1
55-64 Yaş
%6.1
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%33.9
Erkek
%66.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%5 (10)
9
%5 (10)
8
%4.5 (9)
7
%4 (8)
6
%1.5 (3)
5
%1 (2)
4
%0
3
%0.5 (1)
2
%0
1
%0