Root

Root
Hiç.
GÜ/İSG
Acil yardım afet yönetimi
İstanbul
67 okur puanı
Nisan 2019 tarihinde katıldı
Buruk bir hikaye...
Puan vermedi·276 syf.·
2024 2. kitabı
Bazı cümlelere nasıl başlanır bilmiyorum. Bazı yollar nasıl yürünür. Bazı adımlar nasıl atılır ve bazı kitaplar ile nasıl tanışılır ? Sanırım pek çoğunuz gibi Turgenyev ile Babalar ve Oğullar kitabı ile tanıştım. Öyle ki üzerime bir çiy damlası gibi düşmüştü o dönem. Aradan geçen bir kaç yılın ardından hiç ummadığım bir dizide hiç ummadığım bir kurgusal karekterin bir başka kurgusal karaktere hediye ettiği o kitap (Arefesinde) dizi finalinin ardından alıp okumaya itmişti beni. Kitabı okudukça fark ettim ki kitaplar sadece iç dünyamızın gece lambaları değil aynı zamanda dış dünyaya da aydınlık getiren sabah ışıkları. Özellikle 19.yy başlarında Rus edebiyatının dönüm noktası diyebileceğimiz bir dönemde Babalar ve Oğullar baş yapıtına hazırlanan Turgenyev’in o zamanlardan kaleminin ne kadar ustaca ve ne kadar ileri görüşlü olduğuna şahitlik ettiriyor..Aşkın sosyal sınıflardan sosyal statülerden önde gelmesi, aşk uğruna verilmeye değer ne varsa, bir ağacın altında bir yüzü düşlemek aşksa buna sahip olmak için neler verilmez ki ? İşte Turgenyev uğruna gidilmeye değer yolun öyküsünü bu sorularla anlatıyor. Kaç yıl geçerse geçsin çevirip sayfalarını kurcalayacağım bir kitap ve satır aralarında tanışmama vesile olan o kurgusal karekteri hiç unutmayacağım. Teşekkürler Turgenyev. Teşekkürler Eryka… Arefesinde Ivan Turgenyev
1000Kitap
ArefesindeIvan Turgenyev · İletişim Yayıncılık · 2015579 okunma
Reklam
Puan vermedi·256 syf.·
2021 5. kitabı
Çocukluğumun ender kahramanlarından biri olan yazarın, dünyaya açılan penceresinden yüzünü dünyaya dönmüşleri nasıl anlattığını/aktardığını izah etmek istiyorum. Kalbimden geçeni buraya çevirmeyi ne denli başarırım bilemiyorum fakat yine de son sözleri hep “kendimizi, kalbimizi, İnsan kalan yönlerimizi” görebilmemiz üzerine olan bir kadından sonunda “yalnızlığın erdemini, acıyla dolu bir yığın deneyimin getirilerini” görüyoruz. Bir annenin anne olma çabası, evladından torununa geçen bir nevi arka bahçelere açılan bir düş kırıklığının aynı zamanda bir umudun anlatısı Yüreğinin götürdüğü yere git. Bizlere ömür boyu refakat edecek olanın gözyaşlarımız olduğu gerçeği, geç kalınan mutluluğun mutluluk olmadığı, yaşamı yaşanılabilir kılanın düşler olmadığını anlatan anlatırken yüzünü dünyaya dönenlerin anlayacağı içinde kendinden bir parça taşıyan o insanüstü duyguların yazarıdır/mimarıdır Tamaro. “Dil dişin ağrıyan yerine değer” derdi. Bir cümlenin kıymetini yıllar Sonra anlayacağımızı bilmeden belki. Bu kitap sıyrılmışların, kendine yeni bir alan oluşturanların, kendini arayanların dünyasıdır bu Ve bundan Sonra ki kitapları. Bir kere içtenlikle kendinizi bulursanız bir daha mümkün değil bırakamazsın. Selam ve sevgiler kendini arayanlara, kendini adayanlara olsun.
Düşünce
Anima MundiSusanna Tamaro · Can Yayınları · 2000659 okunma
Puan vermedi
Merhabalar... Kuyucaklı Yusuf’la beraber Sevgili Sabahattin Ali’nin üçüncü eserini okumuş oldum. Sanırım biraz sondan geriye bir başlangıç yapmış olduğumdan Kuyucaklı Yusuf sona kaldı. Yine de son olmayacağını tahmin edebiliyorum. Çok uzatmadan belirtmeliyim ki ne kadar iyi okur olursanız olun her dönemde tam verim sağlayarak okuyamıyor ve okuduğunuz kitabın sizlere bir şey kattığını düşünmediğiniz zamanlar olmuyor değil. Kendi adıma tam da böyle bir dönemden geçerken Sabahattin Ali okumaya karar verdim daha doğrusu kardeşim uzattı ve geri çevirmedim. Kuyucaklı Yusuf bir evlatlığın öyküsünü değil bir gelişimin öyküsünü anlatmakta olup okurken hayatına üçüncü bir gözle uzaktan seyretme fırsatı sunuyor yer yer birinci tekil şahıs olmanızı ve olaylara onun gözüyle bakmanızı sağlıyor. İşte bize okuduğumuzu sevdiren karaktere bağlayan şeyler de bunlar değil mi biraz ? Kendimizi karakterin yerine koymadan nasıl sevebilir nasıl ortak olabiliriz ki ? Sabahattin Ali çatısı ahşaptan evlerin içinde ki hayatları bir kitap kapağının sayfalarını açıp bizleri içeri davet ediyor. Kim böylesi güzel bir daveti geri çevirebilir ki ? İyi oturmalar/ okumalar.. sevgiyle kalın.
Edebiyat
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Ataç Yayınları · 2019210,7bin okunma
Puan vermedi·68 syf.·
2020 8. kitabı
Merhabalar. Bu kitap üzerinden aslında Sevgili Stefan Zweig’in üzerinizde bırakabileceği etkilerden bahsetmek istiyorum. Onunla yaklaşık iki yıl önce belki de herkes gibi bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine tanıştım. Okuduğum ilk kitabı yine arkadaşımın hediyesi olmuştu. Hepimiz en sevdiğimiz yazarla/kitapla taşına kadar pek çok kitap okumuşuzdur ama hepimizin açılmasına ve farklı bakmasına yardımcı olan bir yazar/kitap muhakkak vardır. İşte Stefan okurken aslında İnsan hayatının gerçekte ne kadar karmaşık olduğunu ama bir yerde tüm bunları yaşayan birilerinin olduğunu hissetmek mümkün. Altını çizdiğimiz satılar bir yerden sonra kendi hayatımızın işlendiğini hissettirmeye başlanınca o kitabı da sevmeye başlıyorsunuz. Kendi adıma okumaya başladığım günden itibaren peş peşe diğer kitapları okuyabilmek için araştırıp almaya başladım. En önemlisi şuydu; Harabeye dönmüş bir ev görünce içinde ki yaşanmışlıkları düşünmeye başlarım Stefan okumaya başladığımdan beri açtığım her kitapta yaşayan insanları düşleyip bir yerlerde var olduklarına inanıp aynaya bakıyorum. Çünkü uyanmamı sağlayan şey aslında çizdiğim satırlar değil orada yaşadığına inandığım insanlar. Elbette bunu inanmamı sağlayan ve doğacak güneşi beklemeyen bir adama borçluyum. Minnettarım. Huzurlu uyu. Sevgi ve saygılarımla...
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,6bin okunma
Puan vermedi·76 syf.·
2019 26. kitabı
Bir kitap/dergi vb. okurken keşfetmeyi yeni yerler görüyormuşçasına okumayı kısacası okuduğumu hissedebilmeyi seviyorum. Ben şiiri Cemal Süreyya ile sevip Ahmet Arif’le pekiştirdim. Didem Madak’ ın hayatıma girmesi pek çoğumuzun ki gibi ölümünden sonra oldu maalesef. Annesi gibi genç Yaşta ve kendinden küçük bir parçayı dünyada bırakarak gitmişti. Başlarda tavsiye üzerine şiirini okuduğum sonraları arkadaşımın hediye ettiği üç kitabı ile iyice tanıştım Didem Madak’la. Okudukça tanıdım tanıkça araştırma isteği hissettiğim ve araştırdığımda şişirilmiş bir kadın şair olmadığını aslında olmayı istediği tek şeyin iyi bir anne ve insan olmasıydı. Didem Madak okumadan önce kendi yaşantımızda sıradan olarak gördüğümüz ne varsa aslında öyle olmadığını görmek mümkün. Öyle havadan Sudan değil bildiğimiz reçelden, pul biberden, kedi masasından, tahtadan, çamurdan tutunda plastik vazosuna kadar her şeyin aslında yaşantımızın birer parçası olduğunu görebilirsiniz. Bir okuyucu olarak evet tüm bu ince ayrıntıların bir kadın elinden olduğunu anlamak da çok güç olmasa gerek. Hitap eder ya da etmez bilemiyorum ama bir şiirin içinde ne kadar içtenlik ve kendinize ait bir şeyler ararsanız o kadar bulabileceğiniz birer armağan bırakmış ardında Sevgili Didem MADAK
Ah'lar AğacıDidem Madak · Metis Yayıncılık · 202126,3bin okunma